BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?

Renklerin dünyasını biliyor musunuz?

1-) Erişkin Psikiyatristi : Tıp fakültesi mezunu bir doktorun dört yıl boyunca bir psikiyatri kliniğinde çalışarak ve akademik eğitim alarak  uzmanlığını tamamlaması ile elde ettiği akademik ve profesyonel ünvan sonucu bu işi yapmaya yeterli ve ehliyetli kişi

2-) Çocuk ve Ergen Psikiyatristi: Tıp fakültesi mezunu bir doktorun dört yıl boyunca bir Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi kliniğinde çalışarak ve akademik eğitim alarak uzmanlığını tamamlaması ile elde ettiği profesyonel ve akademik ünvan sonucu bu işi yapmaya yeterli ve ehliyetli kişi

3-) Psikolog: Üniversitelerin Edebiyat fakültelerinde mevcut bulunan  Psikoloji bölümünü  dört yıllık üniversite eğitimi sonucu bitiren kişi .

4-) Pedagog: Üniversitelerin Edebiyat fakültelerinde mevcut bulunan Pedagoji veya psikolojik rehberlik ve danışmanlık bölümünü dört yıllık üniversite eğitimi sonucu bitiren kişi  .

5-) Çocuklardaki duygusal stresin kortizol hormonunu artırarak normal büyüme ve gelişme hızını azalttığını

6-) Türkiyede yapılan çalışmalar ile ilkokul çağındaki her 20 çocuktan 1 tanesinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumunun bulunduğunu , bunun ise %5 e denk geldiğini

7-) Amerikadaki her iki evlilikten bir tanesinin boşanma ile sonuçlandığını

8-) Deprem bölgesinde depremin 15. gününde yapılan bir çalışmaya göre akut stres reaksiyonu oranının % 76 oranında olduğunu

9-) İnsanın merkezi sinir sisteminin % 90 a yakın kısmının gelişiminin ilk beş yaşta tamamlandığını

10-) İlk Üç yaşta TV karşısına bırakılan çocuklarda '' otistik '' özelliklerin geliştiğini

11-) Amerikada babaların çocuklarını her gün ortalama görme süresinin 7 saniye olduğunu

12-) Çocuklarda görülen ''çabuk sinirlenme '' belirtisinin depresyon belirtisi olduğunu

13-) Altını ıslatma ile hafif veya ağır uyku arasında bir ilişki olmadığını

14-) Çocuğun kişilik gelişiminde doğuştan getirdiği mizaç özellikleri ile aile çevresi ve toplumdan kazandığı karakter yapısının çok önemli olduğunu

15-) Annenin gebelik döneminde alkol almasının çocukların merkezi sinir sisteminin gelişimine negatif etkide bulunduğunu

16-) Çocukların sigara kullanımının madde bağımlılığına geçişi kolaylaştırdığını

17-) Kronik stres ve kaygı durumunun çocuklarda hiperaktivite belirtilerine yol açtığını

18-) Anne babanın çocuklara hoşgörü ve disiplinde farklı farklı tutumlarının çocukların davranış problemlerini artırdığını

19-) Kronik kurşun alımı sonucu çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtilerinin oluştuğunu bu nedenle boya ve toprak yeme alışkanlığı olan çocuklara bu konuda dikkat edilmesi gerektiğini

20-) Çocukların 24 aylık olduğunda 50 kelime kadar bir kelime hazinesi ile konuşabildiklerini

21-) Gençlerde aşırı yemek yemenin veya iştahsızlığın bir depresyon belirtisi olabileceğini

22-) Anne karnında uykunun % 80 kadarının REM uykusu olduğunu erişkinlik döneminde ise  % 20 kadar REM uykusu olduğunu ve bu durumunda merkezi sinir sisteminin gelişmesi ile ilgili olduğunu

23-) Belli bir yaşa geldiği halde hala konuşmayan çocukların ''otistik '' olabileceğini

24-) Türkiyede sadece belli başlı   illerde ki Tıp fakültelerine bağlı Çocuk  ve Ergen Psikiyatrisi kliniği olduğunu ve bu durumun Çocukluk çağında görülen psikiyatrik sorunlara zamanında müdahaleyi zorlaştırdığını

25-) Depresyon sonucu intihar eden kişilerin beyin omur ilik sıvısında ''serotonin '' miktarının daha az bulunduğunu

26-) Çocukları kendi kardeşleri veya başka çocuklar ile kıyaslamanın son derece sakıncalı olduğunu

27-) Sadece IQ seviyesinin yüksek olmasının hayatta başarılı olmaya yetmediğini EQ seviyesinin de bu konuda önemli olduğunu

28-) Kaygı ve üzüntü durumlarının kişinin zihinsel fonksiyonlarını önemli ölçüde kısıtladığını

29-) Çocukların kapasitesinin üzerinde başarı beklentisinin çocuklarda anlamlı stres belirtilerine yol açtığını

30-) Hayatın ilk yıllarında alınan gıdaların ve beslenme şeklinin kişinin sinir sistemi gelişimine etkide bulunduğunu

31-) Doğum esnasında çocuğun oksijensiz kalmasının çocuğun zeka kapasitesine negatif yönde etkide bulunduğunu

32-) Annenin hamilelik dönemindeki duygusal durumunun anne karnındaki çocuğu etkilediğini

33-) Uzun süreli devam eden demir eksikliği anemisinin çocukların normal zeka kapasitesini negatif etkilediğini ve çocukların bu konuda özellikle hayatın ilk yıllarında zihinsel gelişimi olumsuz etkilediğini

34-) Çocukların ergenlik dönemindeki dış beden görünüşünün hayatın diğer yıllarına göre kendileri için çok daha önemli olduğunu ve bu beden görünüşü ile ilgili sıkıntıların gençleri bu dönemde çok daha ciddi etkilediğini

35-) Kişinin işlevselliğinin depresyon durumunda büyük bir oranda düştüğünü hatta bu işlev kaybının bir çok bedensel hastalıkta görülenden fazla olduğunu

36-) Çocuklardaki akut ve kronik stres durumunun tik bozukluğu ve kekemelik gibi hastalıkların başlangıcını tetikleyebildiğini

37-) Düzenli bedensel aktivitenin kişinin moral durumunu çok olumlu yönde etkilediğini

38-) İntihar girişimi sayısının kadınlarda fazla , intihar girişimi sonucu ölme oranının erkeklerde fazla olduğunu

39-) Kronik stres durumunun kişinin mide asidi salgılarını artırarak mide ülseri oluşmasını kolaylaştırdığını

40-) Kronik kaygı durumunun kalp krizi geçirme riskini artırarak kişinin kalp sağlığını olumsuz etkilediğini

41-) Çocuklarda soyut düşüncenin yedi yaşından sonra gelişmeye başladığını ve bu dönemden sonra soyut düşüncenin yerleştiğini

42-) Topluluk önünde konuşmak vb gibi durumlarda dikkatleri üzerine toplamak istememenin ve bu durumda iken hata yapmak ve küçük düşmekten korkmanın sosyal fobi ile bağlantılı olduğunu

43-) Bebeklik döneminde uyku sorunu olan çocuklarda daha ileri yaşlarda daha fazla uyku sorunu oluştuğunu

44-)Aşağıdaki orjinal habere göre resimleri görülen ikizlerden birinin doğum sonrasında pek yaşama ümidi yoktur . Kalp hızı ve vücüt ısısı normal sınırlarda değildir . Hastane hemşiresi hastane kurallarına rağmen ikiz kardeşleri aynı küvöze koyar , ardından genel durumu iyi olan ikiz diğerinin sırtına elini koyar ve genel durumu kötü olan ikizin kalp hızı ve vücut ısısı normalleşmeye başlar.

45-)Türkiye'de son DİE verilerine göre  yaklaşık 28 milyon genç nüfusa karşılık 50 çocuk ve genç psikiyatrisi uzmanı olduğu ve uzman başına yaklaşık 575 bin genç veya çocuk sayısı düştüğünü

46-)Özellikle ilk beş yaşta çocukların başına gelen önemli travmatik olayların beyin biokimyasında kalıcı değişiklikler yaparak ileri ki hayatı olumsuz olarak etkilediğini

47-)Deprem sonrası yapılan araştırmalarda deprem esnasında ölüm olayına tanık olan veya ölü gören çocuklarda travma sonrası stres bozukluğunun anlamlı derecede fazla olarak görüldüğünü

48-)Çocuklara yapılan tıbbi müdahalelerin veya cerrahi operasyonların çocuk için uygun psikolojik şartlar oluşturulmadan yapılması durumunda bu müdahalelerin ilerisi için önemli psikolojik sorunlara yol açabildiğini

49-)Hiperaktif çocuklarda eğer uygun bir tedavi yaklaşımı olmaz ise ilerleyen yıllar içinde çocuğun özgüveninde önemli zedelenmelerin oluştuğunu

50-)Çok aşırı koruyucu kollayıcı annelerin çocukları yerine, çocuklarının yapması gereken bir çok görevi üstlenerek ve çocuğun yerine yaparak çocukların gelişimini ve becerilerinin artmasını bilmeyerek engellediklerini

51-)Bebeklerin gelişim döneminde   yeteri uyarıdan (oyun , konuşma ,gülümseme , dokunma , birlikte zaman geçirme vb ) mahrum bırakılmasının, onların gelişimini kötü yönde etkileyerek uzun ve kısa vadede bazı sorunlara yol açtığını

52-)Çocuklara uygun tuvalet eğitiminin 1.5 - 2.5 yaş arasında verilmesi gerekliliğini

53-)Türkiyede Çocuk Psikiyatrisi ile ilgili olarak kurulan en eski (1968) derneklerden bir tanesinin halen İstanbul'da faaliyet gösteren '' Çocuk Akıl Sağlığı Ve Rehberliği Derneği '' olduğunu

54-)Hayatı tehdit eden bir olaya maruz kalma veya şahit olma sonrası Travma sonrası stres bozukluğu gelişebildiğini

55-)Çocuklara kendilerinde mevcut bulunan cinsiyetten farklı davranılmasının (örneğin erkek çocuğun saçlarını aşırı   uzatmak ve sanki kızmış gibi davranmak vb) uzun vadede cinsel kimliğin gelişmesinde sorunlar oluşturduğunu

56-)TV de gösterilen bazı film ve çizgi filmlerin çocukların bilinç dışına hitap ederek onların şiddet ve yanlış davranışlara eğilimini kolaylaştırdığını

57-)Anne ve baba arasındaki geçimsizlik ve tartışmaların veya ebeveynler arasında meydana gelen uygun olmayan davranışlar ve konuşmaların çocuklar tarafından o dönemde psikolojik sorunlara yol açtığını ve onların kendi hayatlarında bu yanlışlıkları tekrarlamasını kolaylaştırdığını

58-)Çocukların zeka kapasitesinden daha fazla onlara görev ve ders yükü yüklemenin onlar için ciddi psikolojik sorunlara yol açabildiğini

59-)Çocukları arkadaşları arasında rekabete sürüklemenin ve yanlış kıyaslamaların onların özgüvenlerini azalttığını ve çocuğun kaygısını artırarak ders başarısını düşürdüğünü

60-)Çocuklarda çocukluk çağında görülen kekemeliğin , erişkinlik dönemine kadar %90 oranında geçtiğini ve ancak % 10 kadarının erişkinlik döneminde de devam ettiğini

61-)Çocuklukta belirtileri başlayan dikkat ekskliği ve hiperaktivite belirtilerinin erişkinlik döneminde de bazı belirtiler ile devam edebildiğini

62-)Miyokard infarktüsü sonrası geçiren kişilerde akut dönemde kaygı düzeyinin önemli derecede yüksek olduğunu

63-)A tipi kişilik ( agresif , çabuk sinirlenen , kolay düşmanlık duygularına kapılan ) sahibi olanların miyokard infarktüsü geçirme riskinin daha fazla olduğunu

64-)Myokard infarktüsü sonrası depresyon gelişimi ile miyokard infarktüsüne bağlı tıbbi sorunların daha da arttığını

65-)Çocukların 24 aya geldiklerinde  ortalama olarak 50 kelime - 3 yaşına geldiklerinde ise cümle kurarak konuşmaları gerektiğini

66-)Ergenlik döneminde bireyselleşmenin artması nedeni ile anne baba ile çatışmaların arttığını

67-)Ergenlik döneminde riskli davranışların arttığını bunun nedenlerinden birinin ise bu dönemde ''tehlikeler bana zarar vermez'' düşüncesi olduğunu

68-)Boşanmış ailelerde ebeveynlerin birbiri aleyhine konuşmasının çocukların ruh sağlığı için son derece sakıncalı olduğunu

69-)Çocuklarda ki dikkat eksikliği durumunun önemli ders başarısı problemlerine yol açtığını

70-)Çocuklara yapabileceği görevleri   verdikten ve onların başarı ile bunu yapmasından sonra onay ve takdir edilmelerinin özgüveni artırıcı etkisinin olduğunu

71-) Çocukların ilkokula başladıklarında okula gitmek istememe , anne ve babadan ayrılmak istememe ve okula giderken kaygı belirtileri göstermelerinin ayrılık anksiyetesi ile ilişkili olduğunu.

72-)RENKLERİN DÜNYASI VE BİZLER

      Hayatınızın rengi nedir ? diye sorduğmuzda herkesin farklı farklı düşünerek ayrı cevaplar vereceğini tahmin edebiliriz. Verilen cevaplar kişinin o anki ruh halini yansıtmakla birlikte genel hayata bakışını da gösterebilir. Siyah ,beyaz, sarı , yeşil , mavi vb bütün renklerin bir anlamı olduğu ve kişinin ruh halini yansıttığını bilmeyen yoktur.

     İnsanın hayata bakış rengi nedir? Renklerin etkisi neden fazladır ? Ruh halini nasıl etkiler ? Seçtiğimiz renklerin ne önemi vardır ? isterseniz bu soruların cevabını bulmaya çalışalım.

      Mutsuz ve karamsar bir insanın daha çok gri ve siyah renkler giydiğini , sonbaharda ki bulutların gri renginin insana hüzün verdiğini , kapalı havada insanın daha çok karamsar olduğunu , hatta daha az güneş ve daha çok yağış alan ülkelerdeki insanların daha az neşeli olduğuna dikkat etmişsinizdir. Sonbaharın gri rengi , güneşin solgunluğu , yaprakların sararması , yağan yağmurlar ve gri renkli bulutlar kişide daha çok hüznü ve ölümü çağrıştırır. Yas tutan bir kişide ki siyah ve gri renklere , cenaze törenlerindeki siyah tonlara o kadar alışmışızdır ki neredeyse  bu renkler ölüm ve matem ile özdeşleşmiştir. 

     Mutsuzluğun tam tersi olarak mutlu ve yaşama sevinci fazla olan kişilerin daha çok kırmızı , sarı, turuncu , yeşil , mavi gibi renkleri seçtiğini ve kişinin canlılık ve üretkenliği ile bu renklerin ne kadar uyum sağladığını görürsünüz. Yeşil , mavi , sarı gibi renkler tabiatı , üretkenliği , canlılığı temsil eder. İnsanın bilinçdışına her ilkbahar da yeşeren ağaçlar , açan rengarenk çiçekler , gökyüzünün berrak maviliği , güneşin sapsarı rengi yıllar yılı bir etki bırakır. İlk bahar kişide yeniden canlanmayı , hayatın neşesini ve üretkenliği ve dolayısı ile mutluluğu çağrıştırır.

      Yaz dönemi aynı şekilde güneşin sapsarı rengi, tabiattaki yeşilliğin devamı , gökyüzündeki ve denizdeki maviliğin berraklığı ile insana daha çok mutluluğu hatırlatmaktadır. Yaz dönemi bütün bu hakim renklerden dolayı  kişinin bilinç dışına daha çok dinlenme , huzur , mutluluk olarak çağrışım yapar.

     Kış mevsiminde yine bir miktar karamsarlık vardır. Bunun nedeni kış döneminde güneşin nadiren yüzünü göstermesi ve daha çok hakim rengin gri olmasından dolayıdır. Aynı şekilde tabiatta herhangi bir canlılık olmadığı içi kışın yağmurlu ve gri rengi insanın canlılığını azaltır. İnsanlar biraz daha ümitsiz olabilir . O nedenle kış mevsimi bir çok yerde ''kara kış'' olarak tarif edilirken burada da siyah renk ve insanın bilinç dışında olumsuz bir çağrışım mevcuttur.

      Renkler bilinçdışına hitap ederek insanın hayatına o kadar yön veriyor ki bu konuda çoğu kez farkında bile olmadan renklerin bizi yönlendirmesine boyun eğebiliryoruz. Renk seçimi günlük ilişkileirnizi , iş faaliyetlerinizi , firmanızın verimliliğini , günlük stres ve moral durumunuzu , tüketim ve üretim durumunuzu , etkinlik ve yaptırım gücünüzü  kısacası hayatınızın nerede ise tamamını etkilemektedir. Bu nedenle renklerin gücünü kullanan kişiler sosyal ve bireysel olarak daha başarılı ,daha verimli , daha mutlu , daha etkin olabilir.

      Hatta moral durumuna etkisi açısından önemli  bir örnek daha vermek gerekirse  ; Üzerinden atlayarak sık intihara neden olan bir köprü gri renginden farklı olarak daha canlı renkler ile değiştirildiğinde  üzerinden atlayarak intihar etme oranının oldukça azaldığı gözlenmiştir.

      Bütün bunlardan sonra renkler ile ilgili olarak bazı bilgiler verelim....

Kırmızı : Mutluluğu temsil eder ve kişinin iştahını açar bu nedenle gıda firmaları ağırlıklı olarak bu rengi kullanır. Çocuklarda ve çocuk eşyalarında (giysi , mobilya vb..) bu tonun çok fazla kullanılması  çocukların mutluluğunu ve neşesini temsil etmesinden dolayıdır. Kırmızının insanın dolaşım sisteminindeki kan akımını hızlandırdığı söylenmektedir.

Sarı: Mutluluğu ve Geçiciliği temsil eder örneğin taksiler  sarı renk kullanır. Sarı güneşin rengi olduğu için kişinin günlük hayatına hakim olan renktir. Özellikle açık sarı kişiye huzur verir. Geçiciliği temsil ettiği için firma amblemlerinde işin türüne göre yerinde kullanılmalıdır.

Kahverengi: Kahvrengi insanı hızlandırır , çabuklaştırır. Kahverengi ağırlıklı olan yerlerde uzun süre oturmak güç gelir. Yapılan testlerde arka planda kahverengi tonların ağırlıklı kullanıldığı yerlerde hareketliliğin arttığı gösterilmiştir. Bu nedenle fast food restaurantlarda bu renk fazla kullanılır. İş görüşmelerinde , prezentasyonlarda kahverengi giymemeniz uygun olur . Kahverengi toprak rengi olduğu için dikkat çekmemek isterseniz kahverengi tonlarını ağırlıklı kullanabilirsiniz.

Yeşil: Huzuru , üretkenliği temsil eder .Güven ve rahatlık veren bir renktir. Özellikle üretkenliğin önemli   olduğu yerlerde yeşil tonlarının ağırlıklı kullanılması kişinin üretkenliğini artırır. Yeşil tabiatta hakim olan bir renk olduğu için rahatlatıcı ve sakinleştirici bir renktir. Özellikle ev ve işyerlerinde kullanılan açık yeşil tonların kişinin ruh halinde oldukça faydalı etkilerde bulunacağı düşünülmektedir.

Mavi: Huzuru temsil eder ve sakinleştirir . Aynı şekilde Tabiatta ağırlıklı renk olmasından dolayı yeşil gibi insanı sakinleştirir. Huzur verir ve kişinin gerginliğini azaltır. Özellikle açık mavi renkler kişinin iş ve ev ortamında sık olarak kullanması gereken bir renktir.

Lacivert: Sonsuzluğu ve otoriteyi temsil eder. İş adamlarının ve firmaların sık olarak tercih ettiği bir renktir. Özellikle önemli iş görüşmelerinizde tavsiye edebileceğimiz bir renk tonudur.

Beyaz:  Temizliği ve saflığı temsil eder. Bütün hastanelerin ve tıbbi yönü olan kuruluşların ağırlıklı olarak kullandığı bir renktir.

Siyah: Matemi , karamsarlığı , gücü temsil eder , arka fonda hakim renk siyah olur ise konsantrasyonu artırır. Siyah renk yukarıda da değindiğimiz gibi kişinin hayatında oldukça etkili bir renktir.