ÇOCUK,GENÇ VE AİLE PSİKİYATRİSİ

1-ÇOCUK PSİKİYATRİSİ HAKKINDA

2-GENÇ PSİKİYATRİSİ HAKKINDA

3-AİLE PSİKİYATRİSİ HAKKINDA

1-ÇOCUK PSİKİYATRİSİ

1-Çocuklar ile iletişim üzerine(Gelişi 27-7-2000)

2-Çocuklarda tuvalet eğitimi üzerine (Geliş 4-8-2000)

3-Pokemon ve çocuklar ( 5-8-2000)

4-Çocuklar ve yemek alışkanlığı üzerine(15-9-2000)

5-)Paylaşım ve tuvalet eğitimi üzerine (17-10-2000)

6-)Tuvalet eğitimi (13-12-2000)

7-)Çocuklar ve uyku sorunları hakkında (19-7-2001)

2-) AİLE PSİKİYATRİSİ

1-) Anne baba tutumu hakkında (25-11-2000).

1-Çocuklar ile iletişim

Ucbucuk yasinda Baris adinda bir oglumuz var. Iki yas krizleri dahil inisli cikisli, kah kahkahalarla kah gozyaslariyla gecen pek cok sureci astiktan sonra, geriye donup baktigimda bize yardimci olan tecrubelerimizi diger ana-babalarla paylasmak istedim. Oglumuzla iletisimde ana amacimiz, basarabildigimiz kadariyla "gercekten iletisim kurmak" oldu. Gercekten anlamak ve anlasilmak... O anki resme dahil olan faydalar ve zararlarla, olumlu olumsuz tum duygularla... Baris'a "ben mesaji" verebilmeyi basardigimiz anlarin buyuk cogunlugunda bunun mucizevi bir yontem oldugunu gorduk. Yanlis davranislari karsisinda "Ben bu davranisina uzuldum" dedigimizde, firtina sonrasi hislerimizi "Benim su anda keyfim yok. Uzgunum." diyerek ifade ettigimizde tum gucunu toplayip kendi olumsuz duygularini bir kenara koyarak, gozlerini koca koca acip "Neden uzgunsun anne?" demesi yok mu?! O kadar masum ki! O kadar iyi niyetli ki! Sanki iki dakika once dunyanin tum inatci guclerini toparlayip size "hayir" diyen o degilmis gibi. Inanilmaz! Ustelik sizi adeta kopyalayarak "Ben de uzgunum baba." veya "Ben de su an kizginim anne" dediginde kendi duygularini ifade edebilmenin ona verdigi rahatlik da tum gri bulutlari dagitiveriyor. Bir sonraki krizde, ki kisilik gelisimi icin butun bu krizlerin yasanmasinin dogal oldugunu da kabul ederek, herkes daha sakin ve tecrubeli bir sekilde kendini ifade ediyor. Taraflar daha kontrollu bu kez. Orta yol cok daha cabuk bulunuyor, cozum kolaylasiyor, uzlasma her krizde daha yakin geliyor herkese.

Kisacasi olumlu bir kisir dongu bu. Bu yasadiklarimizi ve yapmaya calistiklarimizi iki satirda yaziverince, kulaga pek kolay geliyor. Ama ana-babalar kisir dongunu olumsuz yonde calistirmanin dunyanin en kolay seyi oldugunu, kucucuk bir cocuga dogru ve sagduyulu tepkiler vermenin ise savasci ruhu istedigini cok iyi bilirler! Bu savasin sonunda kazandigimiz ne mi? Mukemmel, tertemiz, sevgi dolu bir mucize... Cocugumuz...

Hepimize kolay gelsin! :o)

Semin Ozmorali- Isletmeci

2-Çocuklarda tuvalet eğitimi

Merhaba,
Kızımla ilgili bir uzmanın görüşüne ihtiyaç duyduğum bir problemimiz var Yaklaşık 3 gündür kızımızın tuvalet eğitimi konusuyla uğraşıyoruz fakat ne yazık ki ben bu konuda ümidimi yitirmek üzereyim. İlk kez Cumartesi günü bezini bağlamadık ve bundan bir süre öncesinden beri konuşarak onu bu yeni duruma alıştırmaya çalıştık.Oturağa da,  adaptör kullanarak klozete de oturuyor fakat tuvaletini buralara yapmıyor. Açıkçası klozette otururken tuvaletini tuttuğunu düşünüyorum. Altına yaptığında bacaklarının ve elbiselerinin ıslanmasından son derece rahatsız oluyor ve hemen yıkamamı istiyor. Altına yaptıktan sonra "yaptım" şeklinde haber veriyor, yani ne yaptığının farkında. Sık sık "artık çişimizi kakamızı tuvalete yapacağız" şeklinde kendi kendine konuşup bu durumu kendine kabul ettirmeye çalışıyor. Dün son çare olarak oturağı salonda saklanıp büyük tuvaletini yaptığı köşeye koydum. Gidip oturdu fakat yapmadı. Normalde sabah kahvaltısından sonra büyük tuvaletini yaptığı halde akşama kadar tutuyor ve zorlanarak yine küloduna yapıyor ve hemen yıkamamı istiyor.

Sizden öğrenmek istediğim neden tuvaletini klozete veya oturağa yapmadığı ve
bizim nasıl davranmamız gerektiği... Bu konuda yardımcı olursanız çok sevinirim. . Çünkü tuvalet eğitiminin birçok ailenin ortak problemi olduğundan eminim.  İyi çalışmalar dilerim...

3-Pokemon ve çocuklar

Sayın yetkili....

Son zamanlarda reyting ve daha fazla para kazanmak için ( sizlere hiç sorulmadığına inandığım ) bazı tv kanalları - gazeteler pokemon çılgınlığı başlattılar...

Benim ikibuçuk yaşında bir kızım var.Malum tv. seyretmesini engelleyemiyoruz.Bundan iki ay öncesinde Teletubbies ve Ayı Vinnie gibi dostluk - arkadaşlık üzerine çizgi flimleri daha çok izlerken şu anda pokemonu daha fazla izler oldu.

İşin kötüsü ben bir baba olarak Pokemon'un bir şiddet içeren çizgi film olduğuna inanıyorum.Bir iki yıl öncesinde VOLTRAN tarzı çizgi flimlerin şiddet içerikli oldukları için yayından kaldırıldığını biliyorum.

Bu fikre nasıl sahip olduğuma gelince :
Bir hafta önce yine pokemonu çok izleyen bir akraba çocuğuyla 3 gün geçiren kızım,oyuncak ayı,kaplumbaga,tavşan'ları havada birbirine vuruyor ve POKEMON-PİKACCUUU-EEEEŞŞŞŞ gibi bağırıyor...Ne zaman görsem daha önceden asla yapmadığı bu hareketleri tekrarlıyor...

Bir haftadır işe geç gitmek pahasına hergün Pokemon'u izledim.Gerçekten şiddet içeriyor...

Birbirini yakan,havada çarpışan,suya atan vs....görüntüler....

Ben psikolog değilim.Bu yüzden sadece kendi düşüncemden dolayı da Pokemon Şiddet içeriklidir,diyemiyorum......
Bana bu konuda bir cevap verebilirseniz çok sevinirim....
Eğer sizlerde benimle aynı kanıya varırsanız,lütfen biran önce birşeyler yapalım.......
Yoksa para va reyting uğruna çocuklarımızı şiddete alıştırmayalım....
Teşekkürler........

Recep DÖNMEZ
Koordinatör
Web Design Home İnternet-Tasarım ve Elektronik Bilgi Hizmetleri
Tel  : 0.362.433 09 31 - 32
Fax : 0.362.431 08 72
E-Mail :
donmezr@webdesignhome.com

4-Çocuklar ve yemek alışkanlığı üzerine

DAHA KEYIFLI YEMEK SAATLERI ICIN

Bu kez de ucbucuk yasindaki oglumuz Baris'la simdiye dek yasadigimiz yemek maceralarimizi sizlerle paylasmak istedim. Bu konuda hem Baris'in hem de bizim sansli oldugumuzu dusunurum hep. Bu sansin ardinda yatan ipuclarindan bazilari:

* Baris'in kati gidaya gecisi, evimizde neredeyse bir toren havasinda yasandi. Evin en rahat kosesinde, kendimizi iyi hissettigimiz ve Baris'in da keyfinin yerinde oldugu bir sirada "haslanmis havuclu yogurt" karisimiyla ilk kasigi kucuk midesine indirdi. Yuzundeki ifadeden biberona hic de benzemeyen bu metalik seyin onu sasirttigi cok belliydi. Hala emme haretketini yapmaya calisiyordu. Kasigi hafifce dilinin arka tarafina dogru bosaltarak yutmasina yardimci olmaya calistik. Hani derler ya, gule oynaya, bu onemli adimin tadini cikara cikara kucuk bir kase yogurdu bitirdik. Bugun Baris'in albumunde, kendisinin de bakmaktan en cok keyif aldigi, gurur duydugu fotograf kareleri artik bu anlar.

* Televizyonun karsisinda yemek yedirmenin buyusune kapildik kisa bir sure. Ancak daha sonra okudugumuz uzman gorusleri, bunun zararli bir aliskanlik oldugunu soyleyince, biraktik. Yemek yeme, asla bir eglence esliginde, cocugun bos bulunmasini firsat bilerek, agzina birseylerin tikilmasi anlamina gelmemeli. Cocuk, yemek yemeyi gunluk hayatin bir rutini olarak algilamali. Anne-babasinin onunde binbir saklabanliklar yaparak onu eglendirdigi ve bu eglencenin sonunda karnininda tok oldugunu fark ettigini etkinlikler degil... Bu tuzaga dusmemek biraz zor da olsa uzun vadede kesinlikle herkes karli cikiyor!

* Yemek yerken cocugun ustunu basini kirletmesini, yanlislikla (ki bu yaslarda hemen hemen hersey yanlislikla olur!) yiyeceklerini dokup sacmasina kizmayin. Oncelikle siz gerekli onlemlerinizi alin. Buyuk musamba onlukler, mama sandalyesinin altina serilen genis ortuler, eski kiyafetler, el altinda bol bol pecete, kagit havlu vs... Cocugunuzun yemegini tanimasina, dokunmasina, agzina goturmeye cabalamasina izin verin. Bunlar bagimsiz yemek yemenin ilk adimlari...

* Kendi basina yemek yeme cesaretini arttirmasi ve tekniklerini gelistirebilmesi icin, yasina uygun "parmak sekilli" gidalar sunmaya calisin. Hafif haslanmis havuc dilimleri, salatalik, peynir, meyva dilimleri gibi... Hele bu yiyecekleri keyifle "banabilecegi" saglikli soslar da yaparsaniz, cocugunuzun midesine giden en kisa yoldasiniz artik! Yogurtlu, peynirli, domatesli, meyvali soslar, tum sebze turleri icin mucizevi sonuclar yaratacaktir.

* Ote yandan kucuk surprizlere, basarisiz ogunlere hazirlikli olun. Cocugunuz sizin dusundugunuz kadar ac veya istahli olmayabilir o gun. Tipki bizim de zaman zaman olabilecegimiz gibi... Yeni kesfettigi "puskurtme oyunu"ndan aldigi haz, aclik duygusunun onune gecebilir her an. Boyle anlarda sogukkanli olun. Israr etmeyin. Onemli olan cocugunuzun bir ogunde ne yedigi veya yemedigi degil, gun veya hafta sonunda dengeli ve yeterli beslenmis olup olmadigidir. Baris'in, bizce (!) hic neden yokken arka arkaya iki ogunu dahi gecistirip, ertesi gun adeta telafi edercesine istahla yedigi cok olmustur. En temel gosterge, sagliginin yerinde olmasi. Duzenli gittigi doktoru ters giden birsey oldugunda bunu hemen fark edecek ve destek olacaktir zaten.

* Cocuk yemekleri uzerine bir kitapta cok guzel bir soze rastlamastim. "Ana-babalarin asil gorevi, cocugun secevecegi yemek cesitlerini bulup cikartmaktir!". Dikkatinizi ve cabanizi buna harcadiginizda sonuca inanamayacaksiniz! Yeni tadlari, sunumlari ve hatta yemek isimlerini siz bulun, yaratin. Size dun aksam, Baris'in buyuk bir heyecanla silip supurdugu yemegi anlatmaliyim. Adi, "Ton Baligi Pastasi!" Bir kat ton baligi, bir kat cok az mayonez-ketcap karisimi sos, bir kat kup kup dometes, bir kat kup kup salatalik, tekrar bir kat mayonez-ketcap karisimi ve en ustte kitir kitir marul yapraklari ile haslanmis misir taneleri... Bu basit karisimi nasil bir hizla silip supurdugunu tahmin edemezsiniz!

* Bir ornek daha... Baris, brokoliyi hic sevmiyor. Ama yemyesil bir goruntusu olan kremali brokoli corbasini, "Kurbaga Corbasi" adi altinda gule oynaya supuruyor. Bu tip fikirler icin Internet'teki ana-babalik sitelerinin yemek tarifleri bolumunden faydalanabilirsiniz. Hayati kolaylastiran pek cok ipucu da bulmak mumkun. Ustelik gunluk veya haftalik sureler sonunda, hangi besin gruplarindan kac porsiyon yemesi gerektigini takip edebileceginiz cizelgeler de bulabilirsiniz. Boylece endiselenmenize gerek kalmayacak!

Keyifli ve saglikli yemekler dilegiyle... :o)

Semin Ozmorali - Isletmeci

5-) Paylaşım ve tuvalet eğitimi

Merhaba

Benim iki yasında bir kızım var , adı Doruk. Herhalde Türkiye'deki tek kız Doruk. Görünüş olarak erkeğe benziyor ve insanlar önce kız mı erkek mi olduğun soruyorlar. Kız yanıtını aldıktan sonra da adını soruyorlar ve Doruk yanıtını alınca ilk soruyu hiç sormamoş gibi, erkek mi diye soruyorlar. İlk başlarda çok kızıyordum, ama artık alıştım ve tepki vermiyorum. Bazıları da, neden kıza Doruk adını koydunuz diye hesap soruyorlar. Artık onlara da tepki vermiyorum. Nasıl ki, Deniz,Derya adları unisex ise bence Doruk da öyle. Sonuçta önemli olan anlami, değil mi?

Benim şu andaki sorunum Doruk'a paylaşımı nasıl öğreteceğim. Bir kitapta paylaşımın biraz genlerle ilgili olduğu yazıyordu. Bu beni biraz telaşlandırdı. Örneğin kardeşimin kızı 2.5 yaşındayken çoğu şeyini paylaşırken, görümcemin kızı 6 yaşında olduğu halde hiç kimseyi odasına sokmadığı gibi, oyuncaklarına da dokundurtmuyor. Sonuçta benim kızım ona ya da diğerine benzeyecek diye bir kural yok, ama onu bu konuda nasıl eğitebilirim bilmiyorum ve yardım rica ediyorum.

Tuvalet konusunda yazan arkadaşlara tavsiyem, hiç kafanıza takmayın. Zamanı gelince, o da tuvalete yapacaktır. Bence bizleri telaşlandıran çocuklarımızdan çok, çevremizin tepkisi. Daha bezden kurtulamadınz mı, bizimki şu yaşında bırakmıştı gibi tepkeiler insanda önce bir yetersizlik duygusu yaratıyor. Ben kızım ille de bi yaz kurtulsun diye uğraştım. Ona alıştırma külotları giydirdim, Şirin baba ile tuvalete gidip, birlikte ıkındık. Sonra farkettim ki, onun umurunda bile değil ve ben fazlasıyla enerji tüketiyorum. O hazır olduğunda herşey daha kolay olacak. Sonuçta tuvaletini klozete yapması gerektiğini biliyor. Hazır olduğunda bunu kendisi yapacaktır. Kendinizi boş yere harap etmeyin. Başkalarına karşı biraz kulaklarınızı tıkayın ve çocuğunuza ve iç sesinize yönelin.

Herkese sevgilerimle

Banu

6-Çocuklarda tuvalet eğitimi üzerine

merhaba

Üç yaşında (35 aylık) bir kızım var. Kızım 18 aylıkken 2-3 kelimeden oluşan cümleler kuruyor, 20 aylıkken 10'a kadar sayıp rakamları okuyor, bütün renkleri tanıyor, onun üzerinde çocuk şarkısını ezbere biliyordu. Şimdi son derece düzgün konuşuyor; düşüncelerini, duygularını iyi bir şekilde ifade ediyor. Kendisine okuduğumuz resimli kitapları birkaç tekrardan sonra satır satır ezberleyerek anlatıyor. Kitaptaki küçük öyküler hakkındaki sorularımızı da eksiksiz yanıtlıyor.  Ancak hala TUVALETİNİ HABER VERMİYOR.

Kızımı iki yaşından beri YAPA 0-6 yaş eğitim kurumuna götürüyorum. Burada kitap, yap-boz, eğitici oyuncaklar veriliyor ve bunları evde uyguluyoruz. Ayda bir saat YAPA'da bir pedagog bunları kontrol ediyor ve gelişimiyle ilgili bilgi veriyor.

İlk başladığımız zaman, tuvalet eğitimi konusunda ne yapmam gerektiğini sorduğum görevli pedagog, kendi haline bırakmamı, ne zaman isterse o zaman söylemesinin iyi olacağını, bu konuda herhangi bir müdahalede bulunmamamı önerdi. Kızım 2.5 yaşına gelinceye kadar bu konuda hiçbir girişimde bulunmadım. Ancak kızımda herhangi bir gelişme olmadı. Bunun üzerine pedagog, zaman zaman 'çişin var mı?' diye sormamı, eğer 'var' derse; 'tuvalete gidelim mi?' dememi, gidelim derse tuvalete götürmemi, aksi taktirde götürmememi salık verdi. İki ay kadar bunu denedim. Çişinin gelmiş olduğunu tahmin ettiğimde soruyor, 'çişim var' dediğinde 'hadi tuvalete gidelim' diyordum ve götürdüğümde yapıyordu. Kakasını ise zamanını kestiremediğim için hiç tuvalete yaptıramadım. Bu arada hiç bez bağlamıyor, altını açık bırakıyordum.

İki ay kadar süren bu denemeler sırasında kızım yalnızca ben sorup götürdüğümde tuvaleti kullandı. Kendiliğinden söylemedi ve sorup götürmediğimde altına yapıyordu. 

Büyük hata olduğunu kabul ediyorum ama iki kez kendime hakim olamayarak kakasını altına yaptığı için ona kızdım. Ondan sonra kızım çişini özellikle de kakasını altına yapınca büyük üzüntü ve suçluluk duymaya başladı. Suçluluk, başarısızlık ve güvensizlik duygusuna kapılmaması için yine pedagogun da önerisiyle kızımın da onayını alarak yeniden altını bağlamaya başladım. Altını temizlerken ona yumuşak davranıyor, ona onu sevdiğimi gösteriyorum. Yalnızca bir dahaki sefere bana haber vermesini, tuvalete yapmasının daha iyi olacağını anlatıyorum. Arada yine çişi olup olmadığını soruyorum. Eğer varsa, bezini çıkarıp tuvalete götürüyorum. Yaptığında da bu davranışını pekiştirici şeyler söylüyor, memnuniyetimi dile getiriyorum.

Son 1.5 aydır durum böyle. Kısacası hala kendisi haber vermiyor.

Sorunumuzu bu kadar detaylı bir şekilde dile getirmemin sebebi, genel bilgilerin ve çözümlerin kızım için hiçbir faydasının olmaması. Sizden ne yapmam gerektiği konusunda çocuğum hakkındaki bilgiler ışığında pratik bilgiler vermenizi rica ediyorum.

Saygılar

Ayşegül İşcan

0212 626 40 48

aysegul.iscan@turkport.com

7-)ÇOCUKLAR VE UYKU SORUNLARI

merhaba

25.5 aylık bir oğlum var.Kağan.Sorunumuz uyku sorunları.Okuduğum tüm kitaplarda bu dönemde çocuğun uyku ihtiyacının 12 saat civarı olduğu yazıyor.Benim oğlum ise gece 12-12.30 civarı uyuyup sabah 9.5 gibi kalkıyor.gece boyu en az 3-4 kere uyanıyor ve öğleden sonra zorlukla ikna edilip 2 saati aşmayan bir öğle uykusuna yatıyor.Doğumundan 4.ayı bitene kadar hiç uyku sorunumuz lmadı gazlı bir bebek olduğu halde 4. ayında kaşık mamalarına geçişimiz ilk bakıcımızla aynı zamana denk geldi.Ve çocuk geceleri hiç bir şekilde uyuyamamaya başladı .Bazı geceleri 15-20 dakikalık uykularla belki yirmi 30 kere uyanarak geçirdi.Bakıcı gitti uykusuzluk baki kaldı.Ardından kısa dönemlerle düzeldi (düzeldi dediğim gecede 2 kere filan uyanması ve uykuyu açmaması)tekrar kötüleşti.Doktorlarımız hep bir sebebe bağladı diş çıkarıyor,yemeklere alışıyor hatta şunu diyen bile oldu bebekler aydan aya huy değiştirir.Sonuçta 4 ay önce taşındık çalışabilmek için ev ve ofisimi birleştirdim ve 4 aydır yeni bir bakıcı ablamız var.Ama gün içinde genelde hep benim kontrolüm altındalar.Şu anki kriz diyebileceğim uyku problemleri de 3 aydır sürüyor.Hep ayakta yastıkta sallanarak uyurdu ve artık sallanmayı keyif haline getirdiği sallanma durduğu anda daldığı uykudan uyanıp ağladığı için sallamayı kestik nanni yastığımızı hav havlara attık.Bakıcısına zaten hiç sallatmıyordu yatağına yatıp kendi uyuyordu.Şu anda öğle uykusuna 13.30 gibi yatıp 15.30-16.00 gibi uyanan çocuğu gece 22 civarı parkta veya banyoda oyun-banyo-yemek(muhallebi hafif olsun diye) üçlemesinin ardından binbir ağlama masal oyun yalvarma ve azarlama ile gece yarısı civarı uyumaya ikna edebiliyoruz.Eğer yaşıtı arkadaşları evimizde misafirse veya biz arkadaşı olan bir yerde isek öğle uykusunu red ediyor ve yine gece aynı saatlerde aynı senaryo ile uyuyor.Bu hale getirmemek için uğraşıyorum ama uyku ister istemez aramızda bir inatlaşma haline geldi.Babası ile daha zor uyuyor çünkü babanın sabrı daha az.Hani gece uyanmasa dert etmeyeceğim ama sıkça uyanıyor.Bana çözüm önerebileceklere şimdiden teşekkür ederim

Gülçin Yılmazer

nisantasi@turyap.com.tr

2- GENÇ PSİKİYATRİSİ

3-AİLE PSİKİYATRİSİ

1-) AİLE ORTAMI VE ETKİLERİ

Merhaba,
Oncelikle sitenizi cok basarili buldugumu soylemek istiyorum. Size bu emaili
yazip yazmamakta cok kararsiz kaldim. Ama bu icimde yasattigim buyuk
izdirabi bir sekilde birilerine acmak istedim ve yasadigim bazi olaylarin
ailelere de iyi bir ornek olmasini isterim. Biliyorum belki bu ailelerin
yazdigi bir site ama benimde artik bir yetiskin oldugumu bilmenizi isterim
ve ben burda size cocuklarimin degil bizzat kendi yasadiklarimi yaziyorum ve
faydali olacagaina inaniyorum.
Ben 20 yasinda yurt disinda okuyan bir kizim. Ailem Turkiye'de yasiyor.
Sizlere fazla ailem yada kendim hakkimda bilgi vermemek istememi anlayisla
karsiliyacaginizi umuyorum.
Benim problemim cocuklugumda yasadigim bazi olaylarin benim uzerinde
biraktigi etkiler.  En gerilere gidersek 5 yasimdan sonrasini sadece
hatirlayabiliyorum. Ailenin tek cocuguydum. O gunlerde ailem hayatla buyuk
bir mucadele veriyordu. Zor gunler gecirmisler, kendilerini toparlamak icin
ellerinden tum geleni artlarina koymuyorlardi. Tabiki bunlar olurken ihmal
edilen bir cocuk vardiki oda bendim. 10 yasima kadar anneannem ve dedemle
buyudum. Yilin belli zamanlari annemler beni alir eve gotururler sonra
tekrar anneanneme donerdim. O eve gittigim sure boyunca sanki bir kolenin
iskenceye goturulmesi kadar bana izdirapli gelirdi. Her gittigimde kavga ve
stressle yuzyuzeydim. Surekli calistiklarindan dolayi stressleri maximuma
dayanmisti. Ayaklarinin altinda kucuk bir cocugun nefes almasina bile
dayanamiyorlardi. Annem babama gore bana daha yakindi. Ama yinede benden oda
uzakti. Surekli susturulup bastiriliyordum. Gulsem bile babam hemen uyarirdi
beni. Duygularim hergun gitgide bastirildi. Kendi dunyami yaratmaya iste o
zaman basladim. Herseyden korkuyordum ve herkesin benden nefret ettigini
dusunuyordum.  Haftanin nerdeyse hergunu yatagimi islatirdim. Sabahlari kan
ter icinde kalkardim. Anneannemlerde kaldigim sure boyunca mutlu
sayilabilecek bir insandim ama ne zaman birilerinin annesi yada babasi gelip
onlara sefkat gosterseler, icimden bisiler kopar bogazimda dugumlenirdi. Ama
bunu hicbir zaman belli etmedim kimseye herzaman aldirmiyor gibi durdum.
Asiri kiskanc, kin dolu, icine kapanik ve sessiz bir cocuk olup cikmistim.
Insanlarin surekli beni istemediklerini onlari rahatsiz ettigimi dusunurdum
ve onlardan nefret ederdim. Kiskancligim ise cigirindan cikmis bir hale
gelmisti. Kotu olan yani bunu kimseye farkettirmememdi. Cok iyi rol yapmayi
ogrenmistim. Ama birgun geldiki bunlar patlak verdi. 2 kere kuzenimi oldurme
tesebbusunde bulundum. O anda bilincim yerinde degildi. Bastirilmis
duygularimin bana oynadigi bir oyun gibiydi. Her annem beni almaya
geldiginde saatlerce aglar gitmek istemezdim. Kisaca cocuklugumun belli
suresi bole gecti. Babadan bir canavar gibi korkan, yaninda bir saniye bile
durmak onun icin kabus olan, insanlardan urken bir zavalli olup cikmistim.
Taaki 10 yasima kadar bu bole surdu. 10 yasimdan sonra hersey yoluna girmis,
artik bir aile olmustuk. Babam cok degismis bana tam ideal baba gibi
davranmaya baslamisti. Hergun gelip sabahlari operdi. Ama benim icimden
kopan seyler hicbir zaman geri yerine gelmedi. Hep soguk oldum herkese
karsi. Simdi 20 yasindayim ve hala kendimi yalniz hissettigim anlarda buyuk
bunalimlara giriyorum. Bu bazen ole bir asamaya geliyorki aklimi
yitirecekmisim gibi geliyor. Bunlari kimseye anlatmadim, anlatamazdimda
cunku ben ailemi cok seviyorum. Onlar beni buralara getirmek icin calistilar
cabaladilar. Belki bana fazla ilgi gostermediler ama bunlarin hepsi
gelecegim icindi. Ve ailem beni hep canlari gibi sevdi.
Benim burdan ailelere iletmek istedigim mesajlar var.
Nolursa olsun cocugunuzun onunde kavga etmeyin. Cunku cocuklarin cogu bu
kavganin onlar yuzunden oldugunu dusunuyor ve sucluluk duygusuna girip
kendilerini sucluyorlar.
Cocugunuz sakin anlamiyor gibi dusunmeyin. Bir insan dogdugu andan itibaren
cevresindeki olaylardan etkilenir. Cocugunuzla iletisim kurmaya calisin.
Inanin onunla bir buyuk gibi konustugunuzda nasil akilli olduklarini
goruceksiniz.
Ne olursa olsun bir cocugu dunyaya getirmeden once bir defa daha dusunun.
Hayatinizi rayina oturtmadan asla cocuk dusunmeyin. Bu hem sizin esinizle
iliskinizi hemde cocugunuzu etkilcektir unutmayin.
Ve son olarak unutmayinki, hicbir insan icine kapanik, mutsuz olarak dogmaz.
Bunlar cevresinde gelisen olaylar yuzunden olur. Eger kendinizi suclu
hissediyorsaniz gecmiste yaptiklariniz icin, lutfen cekinmeden bunu kabul
edip cocugunuzla paylasin. Bakin nasil hersey degisecek.
Soyliceklerim bu kadar. Uzun bir email oldu ama en azindan okumussaniz bile
bu yeterli. Bu hisettiklerimi paylasmak beni cok mutlu etti. Tesekkurler!