ÇOCUKLARDAKİ PSİKİYATRİK DURUMLAR

1-ZEKA PROBLEMLERİ

2-ÖĞRENME GÜÇLÜKLERİ

3-KEKELEME

4-FONOLOJİK BOZUKLUK

5-OTİSTİK BOZUKLUK

6-DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

7-YEME BOZUKLUKLARI

8-TİK BOZUKLUKLARI

9-ALTINI ISLATMA VE ALTINI KİRLETME

10-AYRILMA ANKSİYETESİ BOZUKLUĞU

11-SEÇİCİ KONUŞMAMAZLIK

12-REAKTİF BAĞLANMA BOZUKLUĞU

13-DEPRESYONLAR

14-PSİKOTİK BOZUKLUKLAR

15-SOSYAL FOBİ

16-ÖZGÜL FOBİ

17-POSTTRAVMATİK STRES BOZUKLUĞU

18-UYKU BOZUKLUKLARI

19-DÜRTÜ KONTROL BOZUKLUKLARI

20-UYUM BOZUKLUKLARI

21-PSİKOSOSYAL STRES FAKTÖRLERİ

22-OKUL SORUNLARI

23-DAVRANIM BOZUKLUKLARI

24-MADDE BAĞIMLILIKLARI

1- ZEKA SORUNLARI

        Çocukların zeka ve mental kapasiteleri ,doğumdan itibaren belli bir yaşa kadar devamlı gelişme sürecindedir. Çocuklarda meydana gelen mental motor gelişim geriliğinin bir çok nedeni olduğu gibi en başta gelen nedeni Merkezi Sinir Sistemini etkileyen hastalıklar , travmalar ve doğum komplikasyonlarıdır.

        Çocukta belirli bir mental kapasite olsa bile çocuğun büyüme gelişme döneminde yetersiz situmulasyona maruz kalması ve gerekli eğitim ve öğretimin tam olarak verilememesi, çocuğun zihinsel gelişimini sağlayacak ortamın hazırlanamaması , değişik stres etkenlerinin anne babayı ve aileyi etkilemesi , çocuğa ilginin az olması , nedeni ile de suni bir mental motor gelişim geriliği veya var olan kapasitenin gelişmemesi olabilmektedir.

        Çocukların zeka problemlerinin farkına varılması önemli olmaktadır. Belli bir hayat aşamasında aile ve toplumun beklentileri de bu mental kapasiteye göre olmalıdır. Zeka probleminin farkına varılması eğer başka nedenler yok ise çocuğun yaşına uygun gelişimine ve sosyal konumuna ulaşamaması veya kendi kendine tam olarak yetememesi ile gözlenebilir.

       Zeka Geriliğinin Tanımı ; Genel psikososyal  işlevselliğin yaşına uygun beklenen durumun önemli derecede altında olması ile beraber ,insanlar arası   iletişim , kendine bakım , ev yaşamı , toplumsal ve kişiler arası becerilerde ,kendi kendini yönetip yönlendirme ,toplumsal ve kişiye sunulan  olanaklardan yararlanma becerilerinin bazılarında yetersizlik görülmesidir.

       Çocukta zeka problemi olmadığı halde , yaşına uygun zeka kapasitesini ortaya koyamamasının bir nedeni de çocukta olabilecek psikiyatrik rahatsızlıklardır. Bu psikiyatrik rahatsızlıkar içinde çocukluk çağı depresyonları , uyum güçlükleri , reaktif bağlanma bozukluğu , dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu , özel öğrenme güçlükleri sayılabilir. Bu hastalıklarda çocukta suni olarak mental motor gelişim geriliği görülebilmektedir. Bu durumda neden olan durum ortadan kaldırıldığında zeka kapasitesinin belli bir ölçüde tekrar ortaya çıktığı gözlenmektedir.

        Zeka testleri (IQ) ile çocukların zeka düzeyi hesap edilebilir . IQ düzeyi 0-25 arası çok ağır zeka geriliği , 25-40 arası  ağır zeka geriliği , 40-55 arası orta zeka geriliği , 55-70 arası ise hafif zeka geriliği olarak belirlenmektedir . Zeka testleri sonucuna göre zamanında yapılacak  gerekli eğitim ile çocukların mevcut kapasiteleri artırılabilir. Zeka gerilikleri hafiften şiddetliye göre sıralanabilir. Toplumda görülen zeka gerililikleri içinde ; çok ağır zeka geriliği  , toplam zeka geriliğinin ortalama %1 kadarını , ağır zeka geriliği %4 kadarını  ,orta derecede zeka geriliği %10 , hafif derecede zeka geriliği ise %85 kadarını oluşturur .Yani toplumda görülen zeka geriliklerinin büyük kısmı hafif derecede zeka geriliği kapsamındadır.

        Tedavi: Zeka problemi olan çocukların bu problemlerinin tedavisi mevcut kapasitenin tamamının kullanılmasına yönelik eğitimin verilmesi ,çocuğun kendi kendine bakabilmesi ve yetersiz kaldığı noktalarda gerekli becerilerin eğitim ile sağlanması ve ailelere yönelik gerekli pedagojik danışmanlıktır. Zeka problemi olan çocuklarda ek olarak bazı bedensel  hastalıklar eşlik etmektedir . Bu hastalıkların varlığı durumunda ek tedavi yaklaşımları olmalıdır. Özellikle merkezi sinir sistemi hastalıkları konusunda gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmalıdır .İlaç tedavisi olarak ise çocuğun semptomlarına yönelik tedavi yaklaşımları   mümkün olabilmektedir.

        Zeka problemi olan çocukların anne babalarına sosyoekonomik desteğin sağlanması çok önemli bir noktadır. Ailenin bu durumda çocuğun bakım ve eğitimi konusunda çabaları uzun zaman gerektirmektedir. Bu nedenle gerek ekonomik gerek psikososyal açıdan bu ailelerin desteklenmesi çok önemli bir noktadır. Bu çocuklara yönelik zamanında müdahale önemlidir. Bu nedenle mevcut eğitim öğretim sisteminde bu çocuklara daha fazla imkan tanınması önemlidir. Gelişimin çok hızlı olduğu çocukluk çağında gerekli müdahaleler ile çok rahat bir şekilde çocukların eğitim ve öğretimi belli bir seviyeye getirilebilme imkanı varken , en değerli yıllar bazı eksikliklerden dolayı boşa geçmektedir.Bu konuda özeli ekip ve profesyonel yaklaşımlara ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır.Ailenin ve toplumun bilinçlenmesi giderek daha da önem kazanmaktadır.

2-ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

        Çocuklardaki öğrenme güçlüğü bazı alanlarda çocuğun zeka düzeyi ve yaşına uygun gelişim düzeyinin çok altında başarı göstermesi ile karakterizedir. Bu alanlar  matematik öğrenme güçlüğü , yazılı anlatım güçlüğü ,okuma güçlüğü şeklinde özetlenebilir

        Özel öğrenme güçlüklerinin görünümü çocuğun zeka seviyesine göre bazı alanlarda beklenen başarıyı gösterememesidir. Özel öğrenme güçlüğünde  başka bir psikiyatrik veya organik bir nedene bağlı olmaması önemlidir.

        Özel öğrenme güçlüklerinin tanısı klinik görünüm ve yapılan testlerle belli olmaktadır.Özel öğrenme güçlüğünün ayrıcı tanısında okullardaki normal olarak gelişen sapmalar ,eğitim ve öğretimde  fırsat eksikliği , çocuğa verilen yetersiz öğrenim durumu göz önüne alınmalıdır. Ayrıca görme ve işitmeveya herhangi bir duyu bozukluklarında , zeka problemi olan çocuklarda , yaygın gelişimsel geriliği olan çocuklarda görülen o bozukluğa bağlı öğrenme güçlüğünden bu mevcut durum ayırt edilmelidir.

        Okuma bozukluğunda çocuğun zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önüne alındığında çocuğun ondan beklenen seviyenin  önemli derecede altında okuma becerisi göstermesidir. Okuma bozukluğu olan çocuklarda sesli okumada çarpıklıklar , yanlış sözcük kullanma  ve sözcük atlamaları olur. Okuma bozukluğu yüksek IQ ile beraberse , erken tanı ve tedavi ile sonuç iyi olmaktadır.

        Matemetik ve yazılı anlatım bozukluğunda da okuma bozukluğunda olduğu gibi IQ seviyesi ve aldığı eğitim göz önüne alındığında önemli derecede yetersizlik görülür.Bu durum çocuğun okul performansını ders başarısını önemli derecede etkiler , Aileler normalde çocuklarının zeka düzeyine baktıklarında belli bir başarı beklemelerine karşın çocuklardan yukarıda bahsedilen alanlarda önemli derecede sıkıntı olmaktadır. Bu durumda çocuğun kendi özgüveni bozulmakta , aile ile olan ilişkilerde sorunlar yaşanmaktadır.

        Özel öğrenme güçlüklerine başka psikiyatrik durumlar da eşlik edebilir. Özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile sık bir şekilde bir arada olabilir. Bu iki durumun ayırıcı tanısı bazı standart testler ve çocuğun klinik durumu ile kesinleştirilmektedir.   Tedavide özel öğrenme güçlüğüne yönelik eğitimin verilmesi ile tedavi gerçekleşebilir. Ancak bu durumun tedavisi uzun bir süre almakta , bazı problemler yaşam boyu devam edebilmektedir.

3-KEKELEME BOZUKLUĞU

        Çocuğun konuşmasının zamanlamasında ve akıcılığında bozulma sözkonusudur, seslerin ve hecelerin sık uzatılması ve tekrar edilmesi olabilir. Hece ve kelimeleri söylerken duraklama olabilir .Bazan söyleyemediği kelimeyi konuşmamak için kişi başka kelimeler kullanmaya çalışabilir. Kelime yinelemeleri olabileceği gibi hece yinelemeleride olabilir.

        Genelde 2-4 yaşları arasında olan kekemelik normal olarak karşılanır . Kekemeliğin %90 geçici olmakla beraber %10 kadarı kalıcı olabilir . Israr eden kekemeliklerde gerekli müdahalenin yapılması gerekir.Bazı durumlarda kekemelik dalgalanmalar şeklinde değişik dönemlerde görülebilir.

         Ailenin çocuğun kekemeliğine dikkat çekmemesi gerekir . Çocuk kekelemeye başladığında sanki normal konuşuyormuş gibi davranmak önemli bir noktadır .Eğer dikkat çekerse , uyarırsa çocuğun anksiyetesi daha da artar , bu da konuşmanın daha da bozulmasına neden olur . Kekemelik durumunu değişik stres etkenlerinin , kaygı durumlarının , aşırı kontrolcü ebeveyn davranışlarının , yeni hayat aşamasında ( kardeş doğumu , okula başlama gibi ) uyum güçlüklerinin kekemeliğin şiddetini artırdığı konusunda klinik veriler mevcuttur . Kekemelik belli bir süre geçmez ise anne babaların zaman kaybetmeden çocuklarını çocuk psikiyatristine getirmeleri gerekir. Belli bir yaştan sonra kekeleme için konuşma , nefes ve ritim egzersizleri verilir . Bu egzersizler ile çocuğun durumuna eşlik eden kaygı durumlarını azaltmak amacı ile ilaç tedavisi de uygulanabilir. Yurt dışında konuşma terapisti yetiştiren dört senelik fakülteler olmasına karşın ülkemizde kekemelik profesyonel anlamda ele alınmamaktadır .

        Bu arada kekemelikten dolayı çocukta gelişebilecek özgüvenin zedelenmesi , sosyal ortamlara girmek istememe ile birlikte sosyal fobi , etrafta konuşmaktan kaçınma , arkadaş ilişkilerinde bozulmalar , ders ve okulda konuşmak istemediği için uyum güçlükleri , içe çekilme , kendini ifade etmekte zorluk , kronik depresyon gibi durumlar görülebilir. Bu nedenle eşlik eden bazı psikiyatrik sıkıntılar için psikoterapi ve ek ilaç desteği yapılmalıdır.

4-FONOLOJİK BOZUKLUKLAR

        Fonolojik bozukluğu kekelemeden ayırt etmek gerekir, Fonolojik bozuklukta bazı harflerin ve hecelerin telafuz edilmesinde problem vardır. Fonolojik bouzukluğun tedaviside kekelemeye benzerdir. Ancak burada yaklaşım ve altta yatan psikopatoloji farklıdır.

        Fonolojik bozukluğu olan çocuklarda bu durum zeka gerilikleri , işitme ve duysal sorunlar ,konuşma ile ilgili motor bozukluklardan , merkezi sinir sistemi sorunlarından ayırt edilmelidir.

       Hafif dereceli fonolojik bozuklukta çocuğun konuşması aile üyeleri tarafından anlaşılmasına rağmen çevre tarafından anlaşılmaz. Ağır derecede fonolojik bozuklukta ise aile üyeleri tarafından da konuşma anlaşılamaz.

        Fonolojik bozuklukta en sık r-s-k-ş gibi harflerin telafuz edilmesinde sorunlar vardır. Bu sorunlardan dolayı çocuk yaşıtları arasında uyum güçlükleri ile karşılaşabilir .Özellikle bu durumu fazla olan çocukların sosyalleşmelerinde sorun olabilir. Çocuk konuşma sorunundan dolayı çok fazla sosyal ortamlara girmek istemez , kendini toplum içerisinde ifade etmekten çekinir , bildiği halde derste kalkıp soruları cevaplamak istemez , kronik depresyon gelişebilir , arkadaş ilişkilerinde zorluklar yaşayabilir , kendine olan özgüveninde azalma olabilir. Bütün bu nedenlerden dolayı fonolojik bozukluğu olan çocukların gerekli psikososyal desteğe ihtiyaçları vardır. Gerekirse sıkıntının fazla olduğu durumlarda ilaç tedavisi kullanılabilir.

        Fonolojik bozukluğun tedavisinde çocuğun yaşına uygun olan önerilerde bulunulur . Temel tedavi yöntemi ses çıkarma ,konuşma ve telafuz konusunda  eğitim v egzersizdir.

5-OTİSTİK BOZUKLUĞUN GÖRÜNÜMÜ

        Çocukların normal gelişim süreci içerisinde toplumsal etkileşimi ,iletişimi ve sosyal becerileri gelişme gösterir. Çocuklar her yaş seviyesinde kendilerine göre belli bir ölçüde iletişim ve etkileşim gösterirler. İletişim ve etkileşim sosyal hayatın ve bireyin çevre ile uyumunda gereklidir.Aynı zamanda çocuğun normal zeka gelişimi ve psikomotor gelişimi içinde gerekli ve önemli bir unsurdur.

        Otizmde çocukta iletişim ve etkileşim eksikliğive tekrar eden davranışlar ile beraber çok sınırlanmış bir ilgi alanı görülür. Doğumdan sonra çocukta görülen göz takibi , göz kontağı ,gülümseme,etraftaki insanların farkında olma iletişimin ve etkileşimin göstergesidir. Bu özellikler her yaş seviyesine göre faklılık gösterir. Konuşmanın gelişmesi , göz kontağı , duygu alışverişi , etrafa karşı ilgi , özellikle insanlara ve kendi yaşıtlarına karşı olan sosyal ve duygusal ilgi çocuğun aile ve toplum içerisinde sağlıklı bir şekilde gelişmesi için gereklidir.

        Otizmde belli bir şekliyle içe çekilme ,sınırlı davranışlar ve ilgiler içerisinde kalma söz konusudur. Çocuğun kendi kendini belli bir alana sınırlaması , kendi dünyasını kurması ve bu dünyanın ritüelleri ve kendine has davranışları ile hayatına devam etmek istemesi söz konusudur. İçe çekilme ile beraber insanlara olan ilgi azalmakta sosyal alanda gerekli olan iletişim ve etkileşim becerileri geri kalmakta , birey otistik çerçevede nesnelerin dünyasına kendisini hapsetmektedir . Bu durum onun normal gelişimini bozmaktadır.

        Otistik bireyin kendine has belli özellikleri vardır .Bu belirtiler genelde ilk 30 ayda kendini gösterir.Belli bir süre ilk 30 ayda hiçbir şikayet olmayabilir . Normal bir gelişme dönemi olabilir. Otistik bir çocukta olan belirtiler arasında , yaşına uygun konuşmanın gelişmemesi , tekrar eden hareketler , insanlara karşı ilgisizlik , göz kontağı kurmama , nesnelere karşı aşırı ilgi, dönen cisimlere ilgi , kendine özgü törensel davranışlar , eskiye karşı sıkı sıkıya bağlılık ile beraber yeniliğe karşı direnç , kendi etrafında dönme , sallanma , saatlerce belli bir hareketi tekrar edebilme , beslenme konusunda düzensizlik , ağrıya karşı dayanıklılık , etraftaki duygusal değişime ilgisizlik ,yaşıtlarına karşı ilgisizlik ,parmak ucunda yürüme , yandan bakış , taklit gerektiren oyunları oynamama , TV ve müziğe aşırı ilgi vb . belirtileri sayabiliriz. Otistik çocukta bunların hepsi olmayabilir ama yukarıdaki özelliklerin bir kısmı ile birlikte çocuğun gelişiminin normalden sapması dikkat çeker.

        Otistik bozukluğun tedavisi gerekli eğitim ile gelişmemiş sosyal becerilerin kazandırılmasına ve eksik kalmış iletişim becerilerinin takviyesine  yöneliktir. Eğer eşlik eden semptomlar varsa ona yönelik ilaç tedavisi yapılabilir. Çocukların prognozu , erken müdahale , eşlik eden merkezi sinir sistemi problemlerinin olup olmaması , verilen eğitime cevap, 4-5 yaşına kadar oluşan kelime sayısı  ile belli olabilmektedir. Yüksek fonksiyonlu otistiklerde prognoz daha iyi olabilmektedir. Eşlik eden merkezi sinir sistemi problemlerine yönelik müdahalenin yapılması gerekir. Yurt dışında farklı tedavi yaklaşımlarından bazıları vitamin tedavisi , diet, sekretin tedavisi ,Naltrekson tedavisi vb tedavi usülleridir. Ancak bu tedavi usülleri ülkemizde yaygın olarak kullanılmamaktadır ve tedavi ediciliği konusunda kesin veriler bulunmamaktadır.

        Otistik bozuklukta hiperaktivite , kendine zarar verici davranışlar , hırçınlık , eğitime uyumsuzluk , zeka sorunları gibi ek belirtiler olursa bunlara yönelik tedavi yaklaşımları uygulanmalıdır.

        Temel tedavi özellikle anne baba tarafından ısrarla eğitimin devam ettirilmesidir . Tedavide temel unsur eğitimin sürekliliğidir. Çocukların eğitime başlama yaşı önemlidir. Ne kadar erken müdahale edilirse o kadar iyi olmaktadır. Otistik belirtileri olan çocukların mümkün olan en kısa zamanda tedavi ekibi ile irtibat kurması ve tanı kesinleştikten sonra gerekli tedavi planının hemen işlemeye başlaması gerekir.

        Anne babanın psikolojik durumu , genetik etkenler , çevresel etkenler çocuğun bu belirtiler göstermesinde etkilidir. Tedavinin uzun olması , otistik çocukları idare etmenin güç olması nedeni ile anne babalara yönelik aile terapileri , motivasyon ve yönlendirme çok önemlidir. Bu konuda anne babaya danışmanlık ve psikososyal destek çok önemlidir..

        Son olarak şunu belirtmek gerekir doğumsal işitme ve görme kaybı reaktif bağlanma bozukluğu , mental retardasyon , duygusal sitümülasyondan uzak kalmış çocuklarda otistik belirtiler görülmekle beraber, ayrıcı tanının bu hastalıklar göz önünde bulundurularak yapılması gerekir.

6- HİPERAKTİF ÇOCUKLAR

        Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun üç şekli bulunmaktadır. Birincisinde dikkat eksikliği ön planda ,ikinci tipinde hiperaktivite ön planda ,diğer tipinde ise ikisi birlikte görülmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu toplumda sık görülmektedir. Bu çocuklarda sürekli hareketlilik ile beraber dikkat eksikliği ve fevri olma durumu  sıktır. Bu belirtilerin görünümü tanının geçerli olması için 7 yaşından önce başlamalıdır.

        Dikkat eksikliği belirtileri -başka nedenler yok ise - :Dikkatlerini uzun süre toparlayamazlar , başladıkları işlerin sonunu getirmekte güçlük çekerler , dikkat gerektiren günlük işlerden kaçınırlar, eşyalarını sık sık kaybederler , günlük işlerde unutkanlıkları vardır, işlerini düzensiz ve dağınık yaparlar , genelde bir işten diğerine çok sık geçiş yaparlar, karşısındakini dinlememe sık sık konu değiştirme görülür, dikkatleri ilgisiz uyaranlarla sık sık dağılır, çalışmaları plansızdır , emirleri anlamakta güçlük çekerler, yaptıkları işlerde dikkatsizce hatalar yaparlar.

        Hiperaktivite belirtileri-başka nedenler yok ise- :Yerinde duramama hali vardır, devamlı kıpır kıpır haldedirler, kendi yaşıtlarına göre belirgin farklılık ile sürekli hareket halindedirler, Her şeye karışma , mobilyaların üzerinde gezme , ev içinde koşuşturma , bir iş yaparken sık sık ayağa kalkma gezinme halindedirler, konuşmanın sonu gelmeden araya girerler, başkaları onların sözünü kesememekten yakınır,elleri ayakları kıpır kıpırdır, ellerinde sürekli bir şeylerle oynarlar, olası sonuçlarını düşünmeden tehlikeli işlere girme görülür, sakinlik isteyen grup içi etkinliklere katılmakta zorlanırlar, etraftaki insanlar tarafından sık sık hareketlilik konusunda uyarılırlar.

        Hiperaktivite ve dikkat eksikliği olan çocuklarda okul çağından önce ve okul çağında hareketlilik ve dikkat eksikliği belirgin olarak göze çarpar. Bu dikkat eksikliği ve hiperaktivite  özellikleri sadece bir ortamda değil birkaç ortamda kendini belli eder . Hiperaktif çocukların işlevselliği belirgin olarak bozulur , özellikle okul döneminde göreceli bir başarısızlık ve sık sık öğretmeninden uyarı alma görülür. Derse konsantre olamadığı ve dikkat eksikliği olduğu için , çoğu zaman zeka normal hatta normalin üstünde olmasına rağmen derslerde başarısızlık görülür.

        Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda ek diğer psikiyatrik durumlar olabilir. Bu psikiyatrik durumlar arasında öğrenme güçlükleri , karşı gelme bozukluğu , davranış bozukluğu , anksiyete bozuklukları sayılabilir .Önemli olan bu tanının psikiyatrik muayene ve testler ile kesinleştirilmesi gerekir.

        Tedavi konusunda ilaç tedavisi ön plandadır. Türkiyede mevcut ilaçlar ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite semptomları büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. Gerekirse ilaç tedavisinin yanı sıra ek olarak pedagojik eğitim ile dikkat süresini artırma ve davranışçı yaklaşımlar vardır. İlaç tedavisinin ne kadar devam edeceği klinik görünüm ve semptomların devam etmesine göre tespit edilir.

        Hiperaktif çocuğun ailesinin yönlendirilmesi önemlidir. Ailenin bu türlü bir çocuğu idare etmesi güç olur , Genelde çocuğun sosyal ilişkileri bozulur ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar yaşanır . Ders başarısızlığı da bu duruma eklenince çocuğun kendine olan özgüveni azalır , alınganlığı artar. Bu nedenle ailenin ve çocuğun psikososyal açıdan desteklenmesi çok önemli bir konudur.

        Diğer yandan çocuğun okul içerisindeki durumu öğretmenin yönlendirmesi ve davranışları önemli olmaktadır. Yanlış tutumlar çocukların hareketliliğini daha da artırmakta , mevcut problemlerin çözümünü güçleştirmektedir. Okul -aile - doktor işbirliği bu durumda çok önemlidir.

7- YEME PROBLEMLERİ

        Pika: Yenilebilir olmayan maddelerin bebek yada küçük çocuklar tarafından yenilmesi ile karakterizedir . Bunlar boya , saç ,sıva , kil ,kum , elbise kumaşı , vb olabilir. Tanı diğer psikiyatrik ve bedensel durumlarda göz önüne alınarak kesinleştirildikten sonra gerekli tedavi yapılmalıdır.Pika durumunda eşlik eden bazı bedensel hastalıklar olabilir. Çocuklardaki zeka sorunları , yaygın gelişimsel gerilikler gibi hastalıkarla birlikte pika durumu beraber görülebilir. Bu durumda nedene yönelik tedavi yapılmalıdır.

        Ruminasyon Bozukluğu: Belli bir gelişme döneminden sonra bebek yada küçük çocukların yiyecekleri yedikten sonra aynı yiyeceği mideden tekrar ağıza getirerek  tekrar çiğnemesi ile karakterizedir. Bu durumda çocuk kafasını arkaya doğru bırakır ve yiyeceği ağzına getirir . Bu   durumdaki çocukların bazı psikiyatrik problemleri olabilir. Genelde kendi haline bırakılan uyarı ve sevgi yönünden yeteri destek alamayan çocuklarda daha sıktır .Tanı kesinleştikten sonra gerekli tedavi yapılmalıdır.

        Beslenme Bozukluğu: Belirgin bir kilo alamama yada kilo aldıktan sonra kilo kaybı ile giden bir durumdur. Bu durumda bedensel hastalıkların olup olmadığı  ayrıntılı olarak  incelenmelidir . Beslenme problemi olan çocuklarda anne babanın yanlış yemek eğitimi , bu konuda çocuğa çok ısrarcı ve müdahaleci davranılması , zamanında anne sütünden katı gıdalara geçilmemesi, çocuklukta görülen depresyon ve kaygı durumları  gibi bir çok etken ile birlikte olabilir. Diğer nedenler yok ise psikiyatrik olarak gerekli tedavi yapılmalıdır.

        Anoreksiya Nervoza : Belli bir beden imajı kaygısını takiben özellikle ergenlik dönemindeki kız çocuklarının sürekli olarak yemeyi reddetme ve belirgin kilo kaybı ile giden bir hastalığıdır. Anoreksiyada kişi kendi kilosunu fazla bulur ve vücut görünümü konusunda aşırı kaygılıdır. Bu durumda depresyon gibi durumlar çok sık eşlik edebilir . İlerleyen kilo kaybı ile birlikte bazı problemler oluşabilir. Çocuğun kilo durumunun düzenli takip edilmesi önemlidir. Kilo kaybı durdurulamadığı durumda hastaneye yatma durumu kaçınılmaz olabilir.  Adet düzensizlikleri bir çok hastada bu durum ile birlikte vardır. Ek olarak başka psikiyatrik rahatsızlıklar söz konusu olabilir. Tedavide ilaç ve psikoterapi yaklaşımı vardır.

8-TİK PROBLEMLERİ

        Tik birden ortaya çıkan ,hızlı , yineleyici bir motor hareket ya da ses çıkarma şeklinde olabilir. Tik stres ile alevlenebilir , kaygı ile artar. Uykuda veya oyalayıcı etkinlikler sırasında azalır. Tik durumu olan çocuklar sosyal ve aile çevrelerinde ciddi sıkıntılara maruz kalabilirler. Bu nedenle kaygının daha da artması nedeni ile tikler çocukta giderek artabilir. Yapılan bazı çalışmalarda çok aşırı kontrolcü , çocuğunun her hareketine müdahalede bulunan , çok titiz davranan annelerin çocuklarında daha sık görüldüğü gösterilmiştir.

        Bu tikler Motor Tikler Olarak : Göz kırpma , omuz silkme , öksürme , basit yüz hareketleri, değişik yüz mimikleri  olarak görülebilir.

        Ses Tikleri ise burun çekme , hırlama , boğaz temizleme ve başka olarak farklı  bir sesi çıkarma şeklinde  olabilir.

        Kompleks tiklerde ise hem motor hem ses tikleri birlikte vardır.

        Çocuklarda gelip geçici tikleri kalıcı ve kronik tiklerden ve tourette sendromundan ayırt etmek gerekir. Tourette sondromu ile beraber başka psikiyatrik durumlar (özellikle obsesif kompulsif bozukluk ) birlikte görülebilir.

        Tik ortaya çıkan çocuklarda tike bağlı kaygıyı artırmamak için çocuğun dikkati o yöne çekilmemeye çalışılır. Ayrıca mevcut tikler için ilaç tedavisi mümkün olabilir. Ancak tiklerin tamamen geçip geçmeyeceği ilerleyen süreç içerisinde belli olmaktadır. Eşlik eden başka psikiyatrik durumların olup olmadığı kontrol edilmelidir.Aileye gereken danışmanlığın yapılması önemlidir. Çocuğa sağlanacak psikososyal destek ile birlikte aileye gerekli tavsiyelerin bulunulması tiklerin kalıcı olup olmaması açısından önemlidir.

9- ALTINI ISLATMA VE ALTINI KİRLETME PROBLEMLERİNİN GÖRÜNÜMÜ

        Altını ıslatma : Altını ıslatma gece ve gündüz olabilmektedir. Bu durum  tuvalet kontrolü beş yaşından sonra hala sağlanamamışsa  ve haftada en az iki kez oluyorsa bu problemden yani altını ıslatma probleminden bahsedebiliriz. Altını ıslatma birincil ve ikincil olabilmektedir.

        Birincil olan altını ıslatma durumunda , çocuk hiç tuvalet kontrolü sağlayamamıştır ve  daha çok bedensel ve genetik etkenler ön plandadır. Yani altını ıslatan çocukların anne ve babalarında da bu durum belli bir yaşa kada bulunabilmektedir . Aynı zamanda çocuğun altını ıslatması ile birlikte dirençli bazı mikroorganizmalar ile infeksiyon o bölgede gelişebilir.

        İkincil olanda ise çocuğun belli bir dönem tuvalet kontrolü sağlamasına rağmen daha sonradan bu kontrolünün kaybolması ile karakterizedir . Daha çok psikolojik faktörler etkilidir.

        Altını ıslatma erkek çocuklarda kızlardan daha fazla görülmektedir. Altını ıslatmanın özellikle ikincil olan tipinde çocukta stres faktörleri bulunabilir. Genelde çocuklar karşılaştıkları stres faktörlerine karşı hayatın daha eski dönemlerine geri dönerek cevap verirler. Bu nedenle sonradan altını ıslatmaya başlayan çocuklarda muhakkak olabilecek ek psikiyatrik sorunlar gözden geçirilmelidir.

        Altını ıslatma olayı psikiyatrik muayene yapıldıktan ve diğer faktörler ekarte edildikten sonra öncelikle davranışçı tedaviler daha sonra ilaç tedavileri ile tedavi edilmektedir. Yanlış tuvalet eğitimi , zamansız tuvalet eğitimi bu konuda önemli hazırlayıcı etkenlerdir.

        Altını kirletme :Altını kirletme gece ve gündüz olabilir. Dört yaşından sonra tuvalet kontrolü sağlanmamışsa ve en az ayda bir kez tekrarlıyorsa bu problemden bahsedebiliriz. Genelde sindirim sistemi rahatsızlıkları primer ve sekonder yerleşebilir. Psikiyatrik muayene yapıldıktan sonra eşlik eden durumlar varsa müdahale edilmelidir. Davranışçı tedavi ve ilaç tedavisi ile bu problem halledilebilir. Çocuğu altına bez bağlamak , çocuğun bu yaşına uygun olmayan davranışı karşısında sessiz kalmak , aşırı cezalandırma yoluna gitmek , çocuğun probleminin artmasına neden olur.

        Altını kirletme ve altını ıslatma problemlerinde çocukta mevcut olabilecek psikiyatrik problemlerin ele alınarak halledilmesi gerekir . Bu türlü problemler başka türlü problemlerin habercisi olabilir. Bu yönü nedeni ile anne babaların bu durumları küçümsememeleri gerekir.

        Altını ıslatma ve altını kirletme zamanında  tedavi edilmez ise , çocuğun yaşına uygun normal psikososyal gelişimi bozulur , anne baba -çocuk ilişkilerinde problemler yaşanır, çocuğun sosyal çevresinde  (okul , arkadaş vb )  uyum problemlerine yol açar , çocuğun stres olayına uygun tepki ortaya koymamasını pekiştirir, ikincil olarak bazı bedensel problemlerin gelişmesine yol açar .

 10-AYRILMA KAYGISI PROBLEMİ

        Bu bozukluğun temel özelliği çocuğun bağlandığı kişilerden veya evden ayrılık durumu olduğunda aşırı kaygı ve endişe duymasıdır. Bu kaygı durumu çocuğun yaşı ve durumu göz önüne alındığında çok aşırı miktarda görülmektedir. Ayrıldıkları zaman aşırı derecede kaygılı ve sıkıntılı gözükürler ağlamaklı halleri olabilir, evden ayrıldıklarında sevdikerinin başına önemli zararlar geleceğine inanırlar . Sık sık irtibat kurmak isterler . Bu yüzden sevdiklerinden ve evlerinden ayrılmak istemezler . Anne babalarından ayrı bir şekilde herhangi bir  sosyal ortamda bulunmak istemezler .

        Anne babalarından ayrılmak istemedikleri gibi yalnız başlarına kalmak istemezler. Okula gittiklerinde veya başka ayrı ortamlarda sıkıntıları artar. Annelerini gölge gibi takip etmek isterler. Uyku zamanı zorlanırlar , anne babalarından ayrı uyumak istemezler, gece onların başına gelebilecek kötü şeylerle alakalı kabus görebilirler. Herhangi bir şekilde ayrılacakları zaman karın ağrısı , baş ağrısı gibi belirtileri gösterebilirler.

        Özellikle çocuğun okula  veya anaokuluna başladığı dönemlerde bu durum belirgin olarak ortaya çıkar ve çocuk kesinlikle okula veya başka herhangi bir benzer kuruma gitmek istemez ve bu konuda elinden geleni yapar.

        Psikoterapi ve ilaç tedavisi ile tedavi edilmeye çalışılır.  Çocuğun yaşına uygun psikolojik gelişimi açısından bu türlü problemlerin halledilmesi çok önemlidir. Annelerin çocuklarının bu türlü durumunu daha önceden farkına vardıklarında gerekli önlemleri ( onu sosyal ortamlara alıştırmaya çalışmak , bazen yalnız bırakmak , ufak ayrılıklara alıştırmaya çalışmak vb.) almaları uygun olur. Eşlik eden başka problemlerin olup olmadığı araştırılmalıdır. Çocukluk çağı depresyonlarında , sosyal fobilerde , kaygı durumlarında , travma sonrası stres bozukluğunda , aileyi etkilemeye devam eden stres faktörlerinde , bu türlü bir duruma daha fazla rastlanır ve ayrılma kaygısı durumunun şiddetini bu türlü durumlar artırır.

11-SEÇİCİ KONUŞMAMAZLIK PROBLEMİ

        Çocuk normal olarak konuşmasına rağmen , başka diğer sosyal ortamlarda konuşmama ile karakterize bir durumdur. Çocuğun bu durumu en az bir ay süre ile devam etmelidir. Bu çocuklar aşırı utangaç , sessiz sakin yapıda olabildikleri gibi evde normal olarak görülebilirler . Bu durumun başlangıcı genelde beş yaşından öncedir. Bu durumda olan çocuklarda ek olarak çocukluk çağı depresyonu , aşırı katı , titiz ve yargılayıcı anne baba tutumu , ayrılık kaygısı gibi durumlar birlikte görülme olasılığı fazladır . Bu bozukluğun tedavisi başka psikiyatrik durumun eşlik edip etmemesine göre ilaç ve psikoterapi yaklaşımı ile ele alınabilir. Çocuğun böyle bir durumunun farkına varılması durumunda anne babanın bazı önlemler alarak çocuğun psikososyal gelişimini yönlendirmeleri gerekir. Bu durumda onun özgüvenini artıracak önlemler alınmalıdır.

 12-TEPKİSEL BAĞLANMA BOZUKLUĞU

        Beş yaşından önce gelişen ve tek nedeni sağlıksız çocuk bakımı ile ilgili bir bağlanma ve iletişim problemidir. Çocukta mevcut ilişki kurma ve bağlanma probleminin tek nedeni çocuğa doğumun ilk yıllarından itibaren yetersiz bakım , sağlıksız ilişki ile beraber gelişir. Çocuk toplumsal iletişim ve yaşında uygun tepki verme konusunda yetersizdir. Çocuk seçici olmayan bağlanmalar ve uygunsuz toplumsal ilişkiler sergiler.Çocuğun gelişimini gösterdiği ortamda bakım veren kişinin sürekli değişmesi ile de böyle bir durum gelişebilir.

        Çocukta ilişki kurmada duygusal yakınlık göstermede belli bir bozukluk vardır. Çocuğun gelişim süreci içerisinde içe çekilme , konuşma gecikmesi , insanlara karşı ilgisizlik , çevreye karşı duyarsızlık olabilir. Ek olarak bu çocuklar otistik belirtiler de gösterebilirler . Bu belirtiler arasında insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik ,yaşına uygun konuşmanın gelişmemesi , tekrar eden hareketler , insanlara karşı ilgisizlik , göz kontağı kurmama , nesnelere karşı aşırı ilgi, dönen cisimlere ilgi , kendine özgü törensel davranışlar , kendi etrafında dönme , sallanma , saatlerce belli bir hareketi tekrar edebilme , beslenme konusunda düzensizlik , lık , etraftaki duygusal değişime ilgisizlik ,yaşıtlarına karşı ilgisizlik ,parmak ucunda yürüme , yandan bakış , taklit gerektiren oyunları oynamama , TV ve müziğe aşırı ilgi vb

        Gerekli pedagojik müdahalenin yapılması ve sebep olan nedenlerin ortadan kaldırılması ile gerekli tedavi düzenlenmelidir. Çocuğun gelişim dönemindeki böyle bir inhibisyon çocuğun mental motor gelişmini kötü yönde etkiler. Başka psikiyatrik nedenler ve eşlik eden durumlar araştırılmalıdır. Ne kadar erken müdahale yapılırsa o kadar iyi sonuç alınır. Çocuğun bu durumu genelde çocuğun aşırı TV izlemesi ile karakterize olabilir . Bu çocuklara TV izlemenin engellenmesi gerekir . aynı zamanda mümkün olduğu kadar çok insanlar ile birlikte olmaları , onlara yönelik duygusal yakınlık kurulması , onun  ile günün belirli saatlerinde birlikte sadece ona ayrılmış olarak vakit geçirme , mümkünse kreşe veya anaokuluna gitmelerini sağlama gibi önlemler bir an önce alınmalıdır . Otistik   bozukluk ile karışabileceğinden ayırıcı tanının yapılması ile beraber bir an önce eğitime başlanmalıdır .

        Bu türlü bir durumun hiç olmaması içinde anne babaların çocuğun doğumundan itibaren onun duygusal ihtiyaçlarını karşılamaları ile engellenebilir. Çok sık bakıcı değişmesi , çalışan annelerin işte yorulduktan sonra çocuk ile duygusal yakınlık kuramaması , aile içi stres faktörleri nedeni ile çocukların ihmal olması , anne veya babanın kendilerine ait psikiyatrik problemlerinden dolayı çocuk ile ilgilenememeleri , çocuğun gün içerisinde saatlerce TV karşısında kalması ,  gibi nedenler ile bu durum oluşabilir..

13- DEPRESYONLARIN GÖRÜNÜMÜ

        Çocuklarda görülen depresyonlar erişkinlerden değişik farklılılar gösterir. Çocukların depresyonlarını tespit etmek kolay olmayabilir. Depresif çocuklarda depresyon faklı klinik görünümler ve farklı semptomlar ile kendini gösterebilir. Özellikle kronik deprese çocukların bu durumu zor farkedilebilir. Psikososyal stres faktörleri ile beraber aile ortamı ve çocuğu etkileyebilecek diğer nedenler ile çocuklar depresyona girebilirler.

        Çocuklardaki depresyonun görünümü aşırı sinirlilik , içe çekilme , üzgün bakış , daha öncesinden zevk aldığı uğraşlardan zevk alamama , kazanılmış işlevsellikte geriye dönüş , çabuk sinirlenme ,gün içerisinde ara sıra ağlama , aşırı hareketlilik , okul başarısındaki düşüş, uyku ve iştah problemleri , kendine güvensizlik , olayları olumsuz değerlendirme , olaylar karşısında kendini suçlama , ara sıra ölüm düşünceleri, içe çekilme , arkadaş ve sosyal çevresinde uyum güçlükleri , okul ve ailede bazı problemler  şeklinde görülebilir.

        Çocuklardaki depresyonun saptanabilmesi için anne babaların yukarıda sayılan durumlara karşı uyanık olmaları gerekir. Aynı zamanda çocukra depresyon ile birlikte gelişebilecek Madde bağımlılığı , okuldan atılma , davranış problemleri gibi sorunlar oluşmadan tedavi için bir an önce devreye girilmelidir.

        Özellikle çocuğu etkileyen stes etkenleri araştırılmalıdır. Bu stres etkenleri arasında ( yakın veya arkadaş ölümü , göç , anne baba geçimsizliği , aile içi stres faktörleri , çocuğa yönelik cinsel ve fiziksel istismar , tabii afetler , çocukta bulunan tıbbi bir hastalık , aile üyelerinden herhangi birinde hastalık , anne baba veya aile üyelerinden birinde madde bağımlılığı , ekonomik sorunlar , anne veya babada psikiyatrik bir rahatsızlık sayılabilir.

        Çocukluk çağı depresyonlarının tedavisinde ilaç ve psikoterapi yaklaşımı gereklidir. Özellikle eşlik edebilecek diğer psikiyatrik durumların ortaya çıkarılması gerekir. Çocuğun depresif döneminde ciddi bir psikososyal desteğe ihtiyacı vardır. Öğretmen ve okul ile de görüşülerek bu konuda yönlendirilmeleri gerekir. Bu dönemde özellikle anne babanın rolü çok önemlidir.

        Çocukluk çağı depresyonları çocuğun kişilik ve sosyal gelişimini doğrudan etkileyeceğinden tedavisi çok önemli olmaktadır.

14-PSİKOTİK DURUMLAR

        Çocuklardaki psikotik bozuklukların başlangıcı çok erken dönemde olabildiği gibi gelişme döneminin her safhasında görülebilir. Psikotik bozuklukların görünümü değişik şekillerde olabilir. Belli bir fonksiyonellik kaybı yada içe çekilmenin ardından görülebileceği gibi birden bire de başlayabilir.

        Klinik görünümünde çocukların normal gelişim ve yaşlarına uygun davranışların dışına çıkma söz konusudur. Çocuklar görsel ve işitsel olarak gördükleri ve işittikleri bazı şeylerden bahsedebilirler, hiç bahsetmedikleri halde bazı şeyler görüyormuş gibi davranabilirler. Veya çok değişik şekliyle garip davranışlar , uygunsuz gülme ve ağlamalar görülebilir. Çocukların bu durumu normal çocukluğun hayali oyun arkadaşlarından ve düşünce dünyasından ayırt edilmelidir. Psikotik bozukluklarda gidişat genelde ilerleyici ve süreğendir.

        Çocuklarda işlev kaybı , içe çekilme, garip davranışlar ile beraber bu durum anne babalar tarafından kolaylıkla fark edilebilir. Başlangıcı birden bire olabileceği gibi sinsi de olabilir. Tedavi de ilaç ve psikoterapi etkilidir. Ancak ayırıcı tanı açısından çocukluk çağında görülebilen diğer hastalıklardan ayırt edilmelidir.

15-SOSYAL FOBİNİN GÖRÜNÜMÜ

        Çocuklardaki sosyal fobinin görünümünde , genellikle belli bir yaştan sonra çocuğun sosyal ortamlarda gösterdiği belirtiler ile tanı kesinleştirilir. Çocuk alışık olduğu ortamların dışındaki ortamlarda (okul , arkadaş çevresi, misafir olduğu yer vb) aşırı derecede sıkılganlık ile beraber konuşmama , kaygı belirtileri gösterebilir. Bu görünüm küçük düşme , rezil olma korkusu ile beraber olabilir. Sınıfında söz almak istemeyebilir veya söz aldığında ve sosyal ortamlarda aşırı endişeli ve kaygılı olabilir. Seçici konuşmamazlığın değişik bir görünümüde bu duruma eşlik edebilir. Kalabalık içinde rahat davranamama ve yaşıtları ile kolay sosyal iletişim kuramamada birlikte görülebilir. Bu durum ev içerisinde çok fazla yargılama ve eleştiriye maruz kalan , aşırı inhibe çocukların durumu ile karıştırılmamalıdır. Aynı zamanda depresyon , travma sonrası stres bozukluğu , çekingen kişilik durumu , psikotik bozukluğun öncesindeki içe çekilme dönemi ile bu durum karıştırılmamalıdır.

        Sosyal fobi okul çağındaki çocukların işlevselliğini önemli ölçüde bozabilir. Çocuğun normal psikososyal gelişiminde ciddi sıkıntılara yol açabilir.  Tedavi tanı kesinleştirildikten sonra ve diğer psikiyatrik durumlar ile ayrıcı tanısı yapıldıktan sonra çocuğun yaşına göre ayarlanabilir. İlaç tedavisi ve psikoterapi aynı zamanda davranışçı yaklaşımlarda bu konuda etkili olabilir. Anne babalara çocuklarının özgüvenlerini artıracak önlemler almaları tavsiye edilir.

16-ÖZGÜL FOBİNİN GÖRÜNÜMÜ

        Özgül fobinin çocuklardaki görünümü erişkinlerden çok farklı değildir. Çocuğun herhangi bir şeye karşı fobik yakınmaları olabilir. Genelde fobik yakınmalar hayvanlara karşı , kapalı yerlere karşı , suya , yüksekliğe , gök gürültüsüne karşı olabilir.

        Özgül fobinin belirtileri korkulan nesneye yaklaşıldığında veya maruz kalındığında gösterilen kaygı belirtileridir. Bu yüzden korkulan şeyden genelde çocuklar uzak durmayı tercih ederler

        Tedavi olarak genelde yakınmaların şiddetine göre psikoterapi ve davranışçı tedaviler uygulanır .Belirtiler çok ağır ise veya eşlik eden başka semptomlar var ise ilaç tedavisi de uygulanabilir. Özgül fobinin çok ağır olduğu durumlarda çocuklarda psikososyal sıkıntılar ortaya çıkabilir. Bu durum çocuğun uyku , iştah gibi durumlarına etki edebilir. Çocuğun işlevselliğinin azalmaya başlaması durum olabilir.

17-TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

        Genelde kişinin başına gelen veya şahit olduğu hayatı tehdit edici bir olaydan sonra gelişen kaygı belirtielri , olaya bağlı kaçınma davranışları  ve korku reaksiyonlarını içerir. Bu herhangi bir ölüm olayı , tabii afet , herhangi bir kaza ve buna benzer kişiyi ve hayatı tehdit edici bir olaydan sonra yıllar içerisinde gelişebilir. Çocuk böyle bir durum karşısında tepkisiz ve çaresiz kalmış olabilir.

        Genelde maruz kalınan olay ile ilgili kabuslar , yaşanılan olayın yeri , yıldönümü ve onu hatırlatan şeylerden kaçış ve onunla ilgili korkular , uyku bozuklukları , depresif düşünceler , kaygı belirtileri , o olayın aniden tekrar yaşanıyor gibi olması , kişiyi düşünce olarak da o olayla ilgili rahatsız eden düşünceler şeklinde yakınmalar olur.

        Çocuklar genelde oyunlarında ve oyuncaklarında o olayı tekrar tekrar canlandırarak bir tür rahatlama sağlamaya çalışırlar. Yine çocukların resimlerinde , sordukları sorularda o olayla ilgili çok şey olabilir. Genelde uyku bozuklukları ve gece kabuslar gelişir. Anne babadan ayrılmak istememe veya onların başına kötü bir şey geleceği endişesi olabilir.

        Travma sonrası stres bozukluğu olay yaşandıktan sonra yıllar içerisinde gelişebilir . Eğer olayın yaşanmasından hemen sonra şikayetler başlar ve bir ay içinde şikayetler geçer ise bu durumda akut stres bozukluğundan bahsederiz.

        Tedavi olarak çocuğun yaşına göre psikoterapi , oyun terapisi , ilaç tedavisi yapılabilir.

        Travma sonrası stres bozukluğu durumu çocuk için gerçekten çok sıkıntılı ve belirgin işlev kaybına yol açan bir durumdur. Çocukta bu durumda depresyon , okul başarısızlıkları , sosyal fobi , içe çekilme , arkadaşlardan uzak kalma , hayata ve geleceği yönelik ümitsizlik görülebilir. Bu durumda olan her çocuğa aile - hekim - okul üçgeni içerisinde belirgin bir psikososyal destek sağlanmalıdır.

18-UYKU PROBLEMLERİ

        Çocuklardaki uyku problemleri yaşa göre farklılıklar gösterir. Çocukların genelde uykuya dalma , uykuyu devam ettirme , yeterli uyku alma , uykunun kalitesi , açısından problemler yaşanabilir. Uyku bozuklukları genelde kişinin psikososyal stres faktörlerine ve kaygı durumlarına gösterdiği bir reaksiyondur. Özellikle çocuklarda bu kaygı durumu ile ilgili uyku problemlerine sık bir şekilde rastlanır.

       Gece Kabusları: Gece kabusları genelde uykunun ikinci yarısında meydana gelir . Çocuk etkisinde kaldığı bir olayı veya kaygılarını rüyasında yaşayabilir. Gece kabuslarında çocuk genelde ağlayarak uyanır ve sakinleştirildikten sonra tekrar uykuya dalabilir. Ertesi gün ise gece olan olayı hatırlar, kabusu size anlatabilir.

        Gece Terörü (uyku terörü) : Gece teröründe çocuk genelde gecenin ilk yarısında veya ilk üçte birlik kısmında , yarı uyanık bir halde dolaşma , ağlama , konuşma olabilir . Çocuk kendinde değildir. Sabah olup bitenleri hatırlamaz ve uyandırılmaya çalışıldığında kolaylıkla uyanmaz . Üç beş dakikadan sonra tekrar uykuya dalar. O sırada herhangi bir şekilde kendini bir yere çarparak veya yataktan düşerek yaralanma olabilir.

        Uyurgezerlik : Uyurgezer çocuklar genelde gecenin ilk yarısında kalkıp gezerler , sabah olup biteni hatırlamazlar . Hatta evinden çıkıp gidebilir veya pencereyi dahi açabilirler. Kendiliklerinden uyanabildikleri gibi hiç uyanmadan tekrar uykuya dalabilirler. Yine gece teröründe olduğu gibi , o sırada herhangi bir şekilde kendini bir yere çarparak veya yataktan düşerek yaralanma olabilir.

        Özellikle gece terörü ve uyurgezerlikte kapı ve pencereler kapalı olmalı . Çocuğun kendini yaralamasına izin vermeyecek şekilde yatak ve oda dizayn edilmeli. Yapılan psikiyatrik muayene sonrası uyku bozukluğunu kötüleştiren nedenler varsa onlar kontrol edilmeli ve ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Uyku bozukluğu şiddetli boyutta ise ilaç kullanımı uygun olabilir. Çocuğun kaygılarına yönelik psikoterapi yapılabilir.

19-DÜRTÜ KONTROL PROBLEMLERİ

        Dürtü kontrol bozukluklarının çocuklar ve gençlerdeki görünümü erişkinden bir kısım farklılıklar gösterir. Bu spektrumda ele alınacak dürtü kontrol bozuklukları ; Öfke patlamaları  , kleptomani , piromani , patolojik kumar oynama , trikotillomani sayılabilir. Özellikle çocukluk döneminde görülenler aralıklı patlayıcı bozukluk , piromani ve trikotillomani önemlidir.

Öfke patlamaları  : Çocuklarda başka psikiyatrik durumlarında eşlik edebildiği bu bozuklukta , çocuklar normalden daha sık olarak ufak tefek sebeplerle dahi olsa , olaylar karşısında büyük tepki koyabilirler. Bu durum , aniden ve çok şiddetli bir cevap şeklinde olabilir. Bu durum engellenme eşiğinin çok düştüğü , irritabilite ve depresif duygudurumun eşlik ettiği durumlar ile karıştırılmamalıdır. Öfke patlamaları bir çok psikiyatrik durumun kendi doğasında görülebileceği için eşlik eden psikiyatrik bir durum varsa , gözden geçirilmelidir.

Piromani : Bu bozuklukta patolojik olarak yangın çıkarma ve ateş yakma vardır. Genelde ebeveynin olmadığı zamanlar olmak üzere çocuk olur olmaz ateş yakıp yangın çıkarmaktan kendini alamaz . Bu durum normal gelişim esnasında görülen çocukların ateşe olan ilgisinden çok şiddetli derecededir. Çocuk herhangi bir  neden olmadan ve sonucunu düşünmeden bu türlü bir şey yapabilir. Bu durumun davranım bozukluğundaki görünümünden ayırt etmek gerekir.

Trikotillomani : Bu durum patolojik olarak vücutta bulunan saç kirpik gibi yerlerden kıl koparmak şeklinde özetlenebilir. Bu durum bir çok psikiyatrik rahatsızlıkta görülmekle beraber yalnız başka semptom olmadığı zamanlar trikotillomaniden söz edebiliriz. Genelde bu türlü saç ve kirpik koparma bir kaygı işaretinin ve altta yatan agresyonun işaretçisi olabilir. Bu durumun ayırıcı tanısı iyi yapılmalıdır.

Kleptomani: Patolojik hırsızlık diyebileceğimiz bu durum davranım bozukluğunda görülebilir. Başka semptomlar olmadan sadece dürtü kontrol eksikliğinden kaynaklanan bir durum varsa kleptomaniden bahsedebiliriz. Çocuklarda sadece kleptomani görülmesi nadir olmakla beraber daha çok diğer psikiyatrik rahatsızlıklar ile birlikte  görülmesi sıktır. Bu durumun görüldüğü çocukların ailelerinin maddi  düzeyi ile kleptomai ilişkisi belirgin olarak gösterilememiş olmakla beraber ,davranım bozukluğu ile birlikte görülme sıklığı fazladır.

Patolojik Kumar Oynama: Bu durum genelde başka psikiyatrik rahatsızlıklarla beraber görülmekle beraber , sadece kumar oynamaktan kendini alamama şeklinde ise bu tür bir dürtü kontrol bozukluğundan bahsedebilriz . Davranım bozukluğunun eşlik ettiği şekliyle çocuklarda daha çok görülür.

Dürtü kontrol bozuklukarının tedavisi genelde içgörü kazandırmaya yönelik psikoterapi şeklinde uygulanabilir . Bu durumun şiddetine göre gerekirse ilaç tedavisi yapılmalıdır. Eşlik eden psikiyatrik bir durumun tedavisi önemlidir. Aynı zamanda okul ile işbirliği önemlidir. Anne babalara yapılacak danışmanlık ile çocukların bu durumdan kurtulmaları kolaylaşmaktadır.

20-UYUM BOZUKLUKLARININ ÇOCUKLARDAKİ DURUMU

        Uyum bozukluklarının sebepleri ve semptomları çocuklarda farklılıklar arzeder. Uyum bozukluğu değişik özelliklerle birlikte gider. Depresyon ile giden uyum güçlüğü , kaygı ile giden uyum güçlüğü en çok görülen şekilleridir. Genelde zorlanılan bir yaşam olayından sonra bir psikososyal stres faktöründen sonra görülebilir. Şiddeti depresyon yada yaygın kaygı bozukluğu kadar olmamakla beraber kişinin işlevselliğini ve ruh sağlığını etkiler.

        Çocuklarda okula başlama , yakın veya arkadaş kaybı , tabii afetler , aile içi problemler , kardeş doğumu , göç , aile bireylerinden birini   etkileyen herhangi bir olaydan sonra uyum güçlüğü gelişebilir. Uyum güçlüğü gelişen çocuklarda uyum güçlüğünün şiddetine göre değişik belirtiler görülebilir. Uyku ,iştah problemleri , dikkat ve konsantrasyonda bozulmalar ,tedirginlik , aşırı sinirlilik , içe kapanma , arkadaş ve sosyal ilişkilerde bozulmalar , anne babaya karşı davranışın değişmesi , okul içinde uyumsuzlukların artması , kendi halinde olmaya çalışma , sıkıntı atakları , başına gelen önemli olay ile ilgili sorular , üzgün bakış ve buna benzer problemler oluşabilir.

        Uyum güçlüğü gelişen çocuklarda nedene yönelik tedavi yapılmalıdır. Psikoterapi ve durumun şiddetine göre ilaç tedavisi uygulanabilir.

21-PSİKOSOSYAL STRES ETKENLERİNİN GÖRÜNÜMÜ

        Psikososyal stres faktörleri çocukları erişkinlerden daha fazla etkiler. Genel görünüm olarak çocukların bazıları bu stres faktörlerini dışa yansıtmayabilir ama değişik belirtiler ile bu stres faktörlerinin etkisi belli olur. Genelde erişkini etkileyen hemen hemen her şey çocukları da etkiler, hatta erişkinlerden daha fazla olarak çocukların etkileneceği ek bazı stres faktörleri vardır.

        Çocuğun psikosostal stres faktörlerine verdiği cevap uyum bozukluklarına benzer. Genelde çocuklar bu stres etkenine maruz kalındıktan hemen sonra veya bir süre sonra bazı belirtiler gösterebilirler. Anne babaların bu durumun farkına varması ve çocukta olabilecek değişiklikleri gözlemlemesi gerekmektedir. Genelde aile içindeki etkilelerin farkına varamayan erişkinler çocukların durumlarını göz ardı edebilirler .

        Psikososyal stres faktörleri arasında  yakın veya arkadaş ölümü , göç , anne baba geçimsizliği , aile içi stres faktörleri , çocuğa yönelik cinsel ve fiziksel istismar , tabii afetler , çocukta bulunan tıbbi bir hastalık , aile üyelerinden herhangi birinde hastalık , anne baba veya aile üyelerinden birinde madde bağımlılığı , ekonomik sorunlar , anne veya babada psikiyatrik bir rahatsızlık , babanın işten çıkarılması , çocuktan aşırı ders beklentisi , okul içinde yaşanabilecek eğitim ile ilgili sorunlar vb. durumlar sayılabilir.

        Psikososyal stres faktörlerinin etkisi ve ortaya çıkan semptomların şiddetine göre psikoterapi ve gerekirse ilaç tedavisi yapılabilir. Bu stres etkenlerinin şiddeti ve maruz kalınan sürenin uzunluğu çocuktaki durumun şiddetini belirler. Çocuğun normal psikososyal gelişimi esnasında olabilecek bu stres etkenleri , bu gelişimi negatif yönde etkileyerek, çocukta bazı stres belirtilerine ( altını ıslatma , altını kirletme , tırnak yeme , parmak emme , kekeleme , tik başlangıcı , uyku sorunları , iştah sorunları vb) yol açabilir. Aynı zamanda Depresyon , uyum güçlükleri , kaygı belirtileri , sosyal fobi , kaygı bozuklukları  gibi psikiyatrik problemlere yol açabilir.

22-OKUL İLE İLGİLİ SORUNLAR

        Çocukların okul ile ilgili problemleri önem arz etmektedir. Okul ile ilgili sorunlar ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu sonuçların ele alınmasında vakit kaybedilmemelidir. Belli bir yaştan sonra çocukların psikososyal gelişiminde okulun etkisi çok büyüktür. Okul da olan herhangi bir problem çocuğun genel olarak ruh sağlığına ve psikososyal gelişimine direk etki eder.

        Çocukların zeka kapasiteleri , kişilik yapıları , ailenin sosyo ekonomik ve sosyokültürel durumu, okulun kalitatif ve kantitatif özellikleri, öğretmenlerin tutumu , okuldaki arkadaşlarının özellikleri vb etkenler çocuğun okul ile ilgili konumunu belli eder. Ve bu etkenlerden herhangi biri ile ilgili sorun çocuğun okul sorunu olarak karşımıza çıkar.

        Okul sorunlarının zamanında tespiti ve tedavisi çocuğun işlevsellik kaybını ve öğrenme performansındaki zararı en aza indirir. Belli bir zeka seviyesine rağmen ders başarısındaki ilerleyen düşme okul sorunlarının en temel göstergesidir. Çocuğun okula gitmek istememesi okul ile ilgili değişik bahaneler söylemesi ,bedensel yakınmalar ile aileye yakınması , ders çalışmak istememesi , son zamanlarda okul arkadaşlarından uzaklaşması , sabah okula gitmek için kalkmakta zorlanması , okula gitmemek için sıradan bahaneler sunması ,okul ile ilgili bazı sorunların olduğunun göstergesidir.

        Bu durum bazı psikiyatrik rahatsızlıklardan da kaynaklanıyor olabilir. Ayrıntılı psikiyatrik muayene ile bu tür bir ayrıcı tanı yapılmalıdır. Zaman geçirmeden soruna müdahale edilmelidir. Aileden , okuldan veya çocuğun kendinden kaynaklanan problem çözülmeye çalışılmalıdır.

23- DAVRANIŞ BOZUKLUKLARININ GÖRÜNÜMÜ

        Davranım bozukluğu genelde çocuklarda görülür. Bu durumun çocukluğun ilk dönemlerinden başlamak üzere değişik belirtileri vardır. Bu belirtiler genelde aileleri erken dönemde psikiyatriste getirir. Davranım bozukluğu olan çocuklarda görülen başlıca belirtiler şunlardır ; insanlara zarar verme , hayvanlara zarar verme , hırsızlık , yalan söyleme , başkalarını tehdit etme , başkalarına karşı kabadayılık etme , çoğu zaman kavga döğüş başlatma , birisini cinsel etkinlikte bulunması için zorlama  , isteyerek yangın çıkarma , isteyerek başkalarının mülküne zarar verme , ailenin yasaklarına karşı gelme , toplum kurallarına karşı gelme  ve buna benzer belirtiler görülür.

        Davranım bozukluğunun şiddeti hafif , orta , ağır olabilir . Davranım bozukluğu olan çocuklarda normalden daha fazla bir şekilde bu belirtiler ısrarlı bir biçimde görülür. Davranım bozukluğunda bozuk arkadaş çevresi , anne baba ilgisizliği , okul -aile iletişim peoblemleri ,anne baba madde kullanımı , parçalanmış aileler , depresyonun birlikte olması , aile içi anlaşmazlıklar , ailede madde bağımlılığı , çocuklar için uygun olmayan medyanın yayınları , düşük sosyoekonomik durum , anne veya babadan birinde sabıka durumu , çocuğun herhangi bir suçtan sabıka almış olması , anne babanın herhangi birinde psikiyatrik hastalıklar , dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu gibi durumların eşlik etmesi mevcut tabloyu daha da artırır.

        Davranım bozukluğu olan çocukların tedavisinde psikoterapi ve ilaç genelde birlikte kullanılır.Diğer eşlik eden psikiyatrik durumlar varsa , onlarda tedavi planına alınmalıdır. Erken müdahale çocukların bu belirtilerinin kendisi , ailesi ve toplum için  çok ciddi sonuçlar doğurmadan önlenebilmesi  için önemlidir.


24-MADDE BAĞIMLILIKLARININ ÇOCUKLARDAKİ DURUMU

        Madde bağımlılığı çocuklarda genelde kullanılan maddenin farklılığı ile erişkinlerden ayrılır . Çocuklarda madde kullanımı bazı psikiyatrik durumlara eşlik edebilir bunun ayırıcı tanısının yapılması gerekmektedir. Çocuklardaki   madde kullanımı genelde uçucu maddeler ,bağımlılık yapabilecek kimyasal maddeler , alkol olmaktadır.

        Madde bağımlılığına erken müdahale olası kötü sonuçları önlemede önem taşımaktadır . Madde kullanımı son zamanlarda artış göstermektedir. Ailelerin bu konuda bilinçli olması gerekmektedir.

        Ailesinde madde bağımlılığı olan çocuklarda bu türlü problemler daha fazla olmaktadır. Ayrıca madde bağımlılığını , çocukluk çağı depresyonları , psikososyal stres etkenlerine maruz kalma ,bozuk arkadaş çevresi , anne baba ilgisizliği , okul -aile iletişim peoblemleri ,anne baba madde kullanımı , parçalanmış aileler , depresyonun birlikte olması , aile içi anlaşmazlıklar , ailede madde bağımlılığı , çocuklar için uygun olmayan medyanın yayınları , düşük sosyoekonomik durum , anne veya babadan birinde sabıka durumu , çocuğun herhangi bir suçtan sabıka almış olması , anne babanın herhangi birinde psikiyatrik hastalıklar , dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu gibi durumların eşlik etmesi madde bağımlılığının şiddetini daha da artırır.

        Madde bağımlılığının tedavisinde genelde psikoterapi yaklaşını ve kullanılan maddenin çeşidine göre ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Çocuğun psikososyal işlevselliği bozulmadan , madde bağımlılığının bir an önce tedavi edilmesi gerekir.